Bugün Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek bütçe hedeflerine ilişkin verdiği söyleşide özellikle akaryakıtta eşel mobil sistemden dolayı oluşan ek bütçe yükünü tolere etmek için yeni bir vergi uygulamasının olup olmayacağına dair sorulara gündemde herhangi bir yeni vergi planlarının olmadığını belirten bir açıklamada bulundu. Aksine yeni vergi uygulamalarının gündeme alınacağından bahsedilseydi sizlerin bu duruma karşı bakış açısı nasıl olurdu?
İşte bu sorunun cevabını vergiye karşı takındığımız tavır yani vergi zihniyetimiz veriyor. Peki nedir bu vergi zihniyeti? Vergi zihniyeti vatandaşların vergi ödeme yükümlülüğüne karşı takındığı genel tavır olarak tanımlanır ve toplumdan topluma farklılık gösteren bir yapıya sahiptir. Latinlere göre vergi bir dayatma, Almanlara göre bir destek, İskandinavlara göre ise ortak amaçlar için kullanılan ortak bir hazine. Ama neden vergiye karşı bakış açısı toplumdan topluma bu denli farklı?
Vergi zihniyetinin bu denli farklı olmasının nedeni temelde toplumun vergi bilinci ve vergi kültürüyle alakalı. Mükellef vergiye ilişkin ödevlerini yerine getirmede ne kadar istekli ve gönüllü ise vergi bilinci de o denli yüksek olarak değerlendiriliyor. Toplumun eğitim seviyesi, vergiye ilişkin eğitim faaliyetlerinin sürekliliği, vergi gelirlerinin harcanmasında ortaya koyulan etkinlik ve şeffaflık, vergi kanunlarının vergi ilkelerine uygunluğu gibi faktörler vergi bilincini önemli ölçüde etkileyen faktörler arasında. Toplumsal bir değer olarak nitelendirilen vergi kültürü ise toplumu oluşturan bireylerin kendi özgür irade ve vicdanları ile vergi verme gereksinimi duymaları olarak ifade ediliyor. Her toplumun kendine özgü bir vergi kültürü mevcut ve toplumun adalet, dürüstlük, görev anlayışı gibi değerlerle etkileşimde olması vergi kültürünün oluşmasında doğrudan etkili bir yapıya sahip.
Genel olarak bakıldığında vergi zihniyetine ilişkin kalıplar mükellefin ait olduğu mahalle, sosyal sınıf ya da meslek grubu açısından değişkenlik gösterebilmekte. Bireysel vergi bilinci ise kişisel deneyimlerle geliştirilebilecek bir yapıya sahip. Farklı toplumlarda kimisine göre vergi kaçıran bir tüccar kurnaz bir iş adamı olarak nitelendirilirken, kimisi için vergi ödememek büyük bir ahlaksızlık olarak tanımlanabiliyor. Bu bakış açısını vergiye içsel bir motivasyonla gönüllü olarak uyum gösteren mükellef ile vergiyi zorunlu bir görev ya da yük olarak gören ve vergiden kaçınma ya da vergi kaçırma davranışı gösteren mükellefin vergi zihniyeti perspektifinden değerlendirmek gerekiyor. Sonuç olarak baktığımızda vergi dünyada kimileri için bir yük kimileri için de bir katkı. Ancak bu anlayışın oluşması içinde bulunduğumuz ortamın yapısıyla önemli ölçüde ilişkili. Yani vergi zihniyeti, toplumun direkt aynası.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Meltem Ergün Gürcan
Vergiye Karşı Tavrımız Ne Söylüyor?
Bugün Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek bütçe hedeflerine ilişkin verdiği söyleşide özellikle akaryakıtta eşel mobil sistemden dolayı oluşan ek bütçe yükünü tolere etmek için yeni bir vergi uygulamasının olup olmayacağına dair sorulara gündemde herhangi bir yeni vergi planlarının olmadığını belirten bir açıklamada bulundu. Aksine yeni vergi uygulamalarının gündeme alınacağından bahsedilseydi sizlerin bu duruma karşı bakış açısı nasıl olurdu?
İşte bu sorunun cevabını vergiye karşı takındığımız tavır yani vergi zihniyetimiz veriyor. Peki nedir bu vergi zihniyeti? Vergi zihniyeti vatandaşların vergi ödeme yükümlülüğüne karşı takındığı genel tavır olarak tanımlanır ve toplumdan topluma farklılık gösteren bir yapıya sahiptir. Latinlere göre vergi bir dayatma, Almanlara göre bir destek, İskandinavlara göre ise ortak amaçlar için kullanılan ortak bir hazine. Ama neden vergiye karşı bakış açısı toplumdan topluma bu denli farklı?
Vergi zihniyetinin bu denli farklı olmasının nedeni temelde toplumun vergi bilinci ve vergi kültürüyle alakalı. Mükellef vergiye ilişkin ödevlerini yerine getirmede ne kadar istekli ve gönüllü ise vergi bilinci de o denli yüksek olarak değerlendiriliyor. Toplumun eğitim seviyesi, vergiye ilişkin eğitim faaliyetlerinin sürekliliği, vergi gelirlerinin harcanmasında ortaya koyulan etkinlik ve şeffaflık, vergi kanunlarının vergi ilkelerine uygunluğu gibi faktörler vergi bilincini önemli ölçüde etkileyen faktörler arasında. Toplumsal bir değer olarak nitelendirilen vergi kültürü ise toplumu oluşturan bireylerin kendi özgür irade ve vicdanları ile vergi verme gereksinimi duymaları olarak ifade ediliyor. Her toplumun kendine özgü bir vergi kültürü mevcut ve toplumun adalet, dürüstlük, görev anlayışı gibi değerlerle etkileşimde olması vergi kültürünün oluşmasında doğrudan etkili bir yapıya sahip.
Genel olarak bakıldığında vergi zihniyetine ilişkin kalıplar mükellefin ait olduğu mahalle, sosyal sınıf ya da meslek grubu açısından değişkenlik gösterebilmekte. Bireysel vergi bilinci ise kişisel deneyimlerle geliştirilebilecek bir yapıya sahip. Farklı toplumlarda kimisine göre vergi kaçıran bir tüccar kurnaz bir iş adamı olarak nitelendirilirken, kimisi için vergi ödememek büyük bir ahlaksızlık olarak tanımlanabiliyor. Bu bakış açısını vergiye içsel bir motivasyonla gönüllü olarak uyum gösteren mükellef ile vergiyi zorunlu bir görev ya da yük olarak gören ve vergiden kaçınma ya da vergi kaçırma davranışı gösteren mükellefin vergi zihniyeti perspektifinden değerlendirmek gerekiyor. Sonuç olarak baktığımızda vergi dünyada kimileri için bir yük kimileri için de bir katkı. Ancak bu anlayışın oluşması içinde bulunduğumuz ortamın yapısıyla önemli ölçüde ilişkili. Yani vergi zihniyeti, toplumun direkt aynası.