Geçtiğimiz hafta Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2025 yılına ait Türkiye Sağlık Araştırması verilerini açıkladı. Verilere göre 15 yaş ve üzeri obez bireylerin oranı %21,8 olarak açıklandı. Bu oran 2022 yılına göre %1,6 oranında artış gösterdi. Yani günümüzde neredeyse her beş kişiden biri obez. Kadınlarda obez oranı %24,8 ve obez öncesi oranı %32,3 iken, erkeklerde obez oranı %18,7 ve obez öncesi oranı %43,1 oldu. Obez öncesi oranların bu denli yüksekliği de gelecekteki obezite oranının artabileceği ihtimalini gözler önüne seren en önemli belirtiler arasında.
Araştırmada aktivite yapmayan erkeklerin oranı %83,5, kadınların oranı 89,7 olarak açıklandı. Bu çerçevede on kişiden sekizinin herhangi bir fiziksel aktivite yapmadığı görülüyor. Haftada 150 ile 300 dakika arası fiziksel aktivite yapanların oranı ise erkeklerde %4,1, kadınlarda %2,7 oldu. Yani oldukça düşük.
Araştırma sonuçlarında en çok zorluk yaşanan fiziksel aktivite merdiven inip çıkmak oldu. Merdiven inip çıkmada zorluk yaşayanların oranı kadınlarda %8,3, erkeklerde ise %3,7 oldu. Merdiven inip çıkma zorluğunu, öğrenme veya hatırlamada zorluk yaşayanlar ile yürümede zorluk yaşayanlar takip etti.
Son 6 ay içerisinde çocuklarda görülen hastalık türleri incelendiğinde, 0-6 yaş grubunda en çok %28,5 oranı ile üst solunum yolu enfeksiyonu görüldü. Bunu sırasıyla, ishal ve alt solunum yolu enfeksiyonu izledi. 7-14 yaş grubunda da %24,6 ile üst solunum yolu enfeksiyonu ilk sırayı alırken bunu ishal ile ağız ve diş sağlığı sorunları izledi.
Araştırmaya göre son 12 ay içerisinde 15 yaş ve üzeri bireylerde görülen hastalık türleri incelendiğinde, bel bölgesi problemleri ilk sırada yer aldı. Bunu sırasıyla; hipertansiyon, boyun bölgesi problemleri, şeker hastalığı ve yüksek kan lipidleri izledi. Her gün tütün mamulü kullanan 15 yaş ve üzeri bireylerin oranı %30,1; alkol kullanan 15 yaş ve üzeri bireylerin oranı ise %12,6 olarak açıklandı.
Peki aldığınız her kilonun ortaya koyduğu sağlık sorunlarının devlete maliyeti ne kadar hiç düşündünüz mü?
2021 yılında gerçekleştirilen bir araştırma ile Türkiye’de obezite maliyetinin ne olduğu tespit edilmeye çalışılmış. Sonuçlara göre obezitenin Türkiye’de direkt ve indirekt maliyetlerinin toplamının 186 milyar lira olduğu sonucuna ulaşılmış. Çalışmada obezitenin direkt maliyetinin o dönemki toplam sağlık harcamalarının %8,4’üne denk geldiği görülmüş. Genel olarak bakıldığında obezitenin toplam gayri safi yurt içi hasıla (GSYİH) içerisindeki oranı ise %2,6 olarak tespit edilmiş. Çalışmada gerçekleştirilen projeksiyonlara göre mevcut artış hızı devam ederse obezite yükünün 30 yıl içerisinde yaklaşık olarak 6,9 trilyon liraya ulaşacağı, mevcut obezite hızında %5’lik bir artış meydana gelmesi durumunda ekonomik yükün ise ekstra 181 milyar lira daha artacağı hesaplanmış.
Peki devlet obezite ile mücadelede toplumsal farkındalığı artırmak için neler yapıyor?
2010 yılından beri Türkiye’de fazla kiloluluk sorunu ile mücadele edebilmek adına “Türkiye Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat Programı” başlatılmış. Bu çerçevede de Türkiye Obezite ile Mücadele ve Fiziksel Aktivite Eylem Planı 2025-2028 ile “Yetişkinlere Yönelik Eylem Planı”, “Çocukluk Çağı Obezitesinin Önlenmesi Eylem Planı”, “Fiziksel Aktivite Eylem Planı” ve “İzleme Değerlendirme” olmak üzere dört başlıklı bir eylem planı ortaya konulmuş.
Ancak tüm bunlar ne kadar yeterli?
Hareketsiz bir yaşam tarzı ve alkol-tütün kullanımı gibi alışkanlıklar sadece bedenimizi değil, devletin bütçesini ve sağlık sistemini de olumsuz etkilemektedir. Merdiven çıkmak gibi en temel fiziksel aktivitelerde bile zorlanan, kronik hastalıklar ve erken yaşta enfeksiyonlarla boğuşan bir toplumun uzun vadede ortaya koyacağı ekstra yükün maliyetler üzerinde artış göstermesi elbette kaçınılmaz. Bunların yanı sıra sürdürülebilir kalkınma hedeflerinden biri olan sağlık ve kaliteli yaşam beklentisinin sağlanması da güçleşmekte. Bu durum obezitenin yalnızca bireysel bir estetik veya sağlık sorunu olmadığını, aksine hem milyarlarca liralık ekonomik bir yükü hem de iş gücü kaybını beraberinde getirebilecek ulusal bir kriz potansiyeline sahip olduğunu gösteriyor. Özetle gelecekte daha sağlıklı, daha üretken ve ekonomik yükü hafiflemiş bir toplum görmek istiyorsak, bugünden itibaren hayatımızda fiziksel aktiviteye yer açmak ve sağlığımızı ciddiye almak zorundayız.
Kaynak: Oksuz E, Malhan S, ve diğerleri, (2022) Obezitenin Ulusal Ekonomik Yükü
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Meltem Ergün Gürcan
Obezitenin Maliyeti
Geçtiğimiz hafta Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2025 yılına ait Türkiye Sağlık Araştırması verilerini açıkladı. Verilere göre 15 yaş ve üzeri obez bireylerin oranı %21,8 olarak açıklandı. Bu oran 2022 yılına göre %1,6 oranında artış gösterdi. Yani günümüzde neredeyse her beş kişiden biri obez. Kadınlarda obez oranı %24,8 ve obez öncesi oranı %32,3 iken, erkeklerde obez oranı %18,7 ve obez öncesi oranı %43,1 oldu. Obez öncesi oranların bu denli yüksekliği de gelecekteki obezite oranının artabileceği ihtimalini gözler önüne seren en önemli belirtiler arasında.
Araştırmada aktivite yapmayan erkeklerin oranı %83,5, kadınların oranı 89,7 olarak açıklandı. Bu çerçevede on kişiden sekizinin herhangi bir fiziksel aktivite yapmadığı görülüyor. Haftada 150 ile 300 dakika arası fiziksel aktivite yapanların oranı ise erkeklerde %4,1, kadınlarda %2,7 oldu. Yani oldukça düşük.
Araştırma sonuçlarında en çok zorluk yaşanan fiziksel aktivite merdiven inip çıkmak oldu. Merdiven inip çıkmada zorluk yaşayanların oranı kadınlarda %8,3, erkeklerde ise %3,7 oldu. Merdiven inip çıkma zorluğunu, öğrenme veya hatırlamada zorluk yaşayanlar ile yürümede zorluk yaşayanlar takip etti.
Son 6 ay içerisinde çocuklarda görülen hastalık türleri incelendiğinde, 0-6 yaş grubunda en çok %28,5 oranı ile üst solunum yolu enfeksiyonu görüldü. Bunu sırasıyla, ishal ve alt solunum yolu enfeksiyonu izledi. 7-14 yaş grubunda da %24,6 ile üst solunum yolu enfeksiyonu ilk sırayı alırken bunu ishal ile ağız ve diş sağlığı sorunları izledi.
Araştırmaya göre son 12 ay içerisinde 15 yaş ve üzeri bireylerde görülen hastalık türleri incelendiğinde, bel bölgesi problemleri ilk sırada yer aldı. Bunu sırasıyla; hipertansiyon, boyun bölgesi problemleri, şeker hastalığı ve yüksek kan lipidleri izledi. Her gün tütün mamulü kullanan 15 yaş ve üzeri bireylerin oranı %30,1; alkol kullanan 15 yaş ve üzeri bireylerin oranı ise %12,6 olarak açıklandı.
Peki aldığınız her kilonun ortaya koyduğu sağlık sorunlarının devlete maliyeti ne kadar hiç düşündünüz mü?
2021 yılında gerçekleştirilen bir araştırma ile Türkiye’de obezite maliyetinin ne olduğu tespit edilmeye çalışılmış. Sonuçlara göre obezitenin Türkiye’de direkt ve indirekt maliyetlerinin toplamının 186 milyar lira olduğu sonucuna ulaşılmış. Çalışmada obezitenin direkt maliyetinin o dönemki toplam sağlık harcamalarının %8,4’üne denk geldiği görülmüş. Genel olarak bakıldığında obezitenin toplam gayri safi yurt içi hasıla (GSYİH) içerisindeki oranı ise %2,6 olarak tespit edilmiş. Çalışmada gerçekleştirilen projeksiyonlara göre mevcut artış hızı devam ederse obezite yükünün 30 yıl içerisinde yaklaşık olarak 6,9 trilyon liraya ulaşacağı, mevcut obezite hızında %5’lik bir artış meydana gelmesi durumunda ekonomik yükün ise ekstra 181 milyar lira daha artacağı hesaplanmış.
Peki devlet obezite ile mücadelede toplumsal farkındalığı artırmak için neler yapıyor?
2010 yılından beri Türkiye’de fazla kiloluluk sorunu ile mücadele edebilmek adına “Türkiye Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat Programı” başlatılmış. Bu çerçevede de Türkiye Obezite ile Mücadele ve Fiziksel Aktivite Eylem Planı 2025-2028 ile “Yetişkinlere Yönelik Eylem Planı”, “Çocukluk Çağı Obezitesinin Önlenmesi Eylem Planı”, “Fiziksel Aktivite Eylem Planı” ve “İzleme Değerlendirme” olmak üzere dört başlıklı bir eylem planı ortaya konulmuş.
Ancak tüm bunlar ne kadar yeterli?
Hareketsiz bir yaşam tarzı ve alkol-tütün kullanımı gibi alışkanlıklar sadece bedenimizi değil, devletin bütçesini ve sağlık sistemini de olumsuz etkilemektedir. Merdiven çıkmak gibi en temel fiziksel aktivitelerde bile zorlanan, kronik hastalıklar ve erken yaşta enfeksiyonlarla boğuşan bir toplumun uzun vadede ortaya koyacağı ekstra yükün maliyetler üzerinde artış göstermesi elbette kaçınılmaz. Bunların yanı sıra sürdürülebilir kalkınma hedeflerinden biri olan sağlık ve kaliteli yaşam beklentisinin sağlanması da güçleşmekte. Bu durum obezitenin yalnızca bireysel bir estetik veya sağlık sorunu olmadığını, aksine hem milyarlarca liralık ekonomik bir yükü hem de iş gücü kaybını beraberinde getirebilecek ulusal bir kriz potansiyeline sahip olduğunu gösteriyor. Özetle gelecekte daha sağlıklı, daha üretken ve ekonomik yükü hafiflemiş bir toplum görmek istiyorsak, bugünden itibaren hayatımızda fiziksel aktiviteye yer açmak ve sağlığımızı ciddiye almak zorundayız.
Kaynak: Oksuz E, Malhan S, ve diğerleri, (2022) Obezitenin Ulusal Ekonomik Yükü