Son zamanlarda sosyal medyada son dönemde sıkça karşılaşılan bir içerik türü dikkat çekiyor: Türkiye’deki evini satarak ABD’de hem konut hem araba hem de çeşitli teknolojik ürünler alabildiğini gösteren karşılaştırmalı videolar. İzleyicide ister istemez “Gerçekten aradaki fark bu kadar açıldı mı?” sorusunu uyandıran bu paylaşımlar, konutun yalnızca barınma değil aynı zamanda küresel ölçekte bir satın alma gücü göstergesine dönüştüğünü de düşündürüyor.
Hem ilgi çekici hem de merak uyandırıcı olan bu videoların ardından bende İstanbul’daki güncel konut fiyatlarına ve satış durumlarına tekrardan bir göz gezdirmek istedim.
Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Konut Fiyat Endeksi ocak ayı verilerine göre İstanbul’da konut fiyatları bir ayda %3,1, son bir yılda ise %28,7 oranında artış göstermiş durumda. Bu çerçevede İstanbul özelinde 2024 yılından beri fiyatlar artış gösterse de satılan konut sayısı da artış gösteriyor. 2024 yılında 239 bin konut satılırken, 2025 yılında bu sayı 280 bine çıkmış.
İlçeler arasındaki fiyat uçurumu ise daha çarpıcı. Endeksa verilerine göre İstanbul’un 39 ilçesinin 5’inde (Beşiktaş, Kadıköy, Sarıyer, Beykoz ve Bakırköy) ortalama metrekare fiyatı 100 bin TL’yi çoktan aşmış bulunmakta. İstanbul genelinde ortalama bir konutun fiyatı ise 6,8 milyon TL olarak açıklanmış. Bu durumun en azından başımızı sokacak standart bir evimiz olsun hayali kuran kesim için limitleri biraz daha zorladığı aşikar. En düşük ortalama metrekare fiyatının 27 bin TL ile Esenyurt’ta olması bile ilk kez ev alacak alt ve orta gelirli kişilerin konuta erişebilirliği açısından yüksek kalabilmekte.
Konutun bir yuva olmaktan ziyade yatırım aracına dönüştüğü bu tablo karşısında vatandaşın yönelebileceği alternatifler yok mu? Elbette var. Şu sıralar gündemi meşgul eden TOKİ’nin 500 bin sosyal konut projesine başvuran kişiler özellikle İstanbul, Ankara ve İzmir’deki kura çekimlerini heyecanlı bir bekleyişle sürdürüyor. Bunun yanı sıra "Düşük Faizli İlk Evim Kredisi" ve "Hoş Geldin Evim" gibi kampanyalar da var. Ancak söz konusu konutların fiyatlarının ortalamanın çok üzerinde olması, kredi faizlerinin ve taksit tutarlarının yüksek olması bu kampanyaların özellikle alt ve orta kesim üzerinde etkisinin ne kadar genele yayılabileceği konusunda soru işaretleri barındırıyor.
Konut fiyatlarının ulaştığı bu seviye alt ve orta gelirli kesimin ev sahibi olma hayallerini ulaşılmazlığa sürüklediğinden, sürekli fiyat artışlarının kontrol altına alınabilmesi ve konut sahipliğinin artırılabilmesi adına ortaya konulacak kamu politikaların çeşitlendirilmesi elzem. Alt ve orta gelirli kesime yönelik konut arzının çeşitlendirilmesinin, konut maliyetlerinin kontrol altına alınmasının ve konuta erişebilirlik için alternatif projelerin ortaya konulmasının kamu politikası çerçevesinde önceliklendirilmesi ise bir zorunluluk.
Sonuç olarak kimileri bir ev alabilmek için yollar ararken kimileri de var olanı satıp farklı ülkelerde yaşama fikriyle hayatlarına yön veriyor. Bu durum ise yaşam kalitesi ve ekonomik beklentilerin evi olan ile olmayan üzerindeki sirayeti.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Meltem Ergün Gürcan
Bir Ev Kaç Hayat Eder? İstanbul mu Amerika mı?
Son zamanlarda sosyal medyada son dönemde sıkça karşılaşılan bir içerik türü dikkat çekiyor: Türkiye’deki evini satarak ABD’de hem konut hem araba hem de çeşitli teknolojik ürünler alabildiğini gösteren karşılaştırmalı videolar. İzleyicide ister istemez “Gerçekten aradaki fark bu kadar açıldı mı?” sorusunu uyandıran bu paylaşımlar, konutun yalnızca barınma değil aynı zamanda küresel ölçekte bir satın alma gücü göstergesine dönüştüğünü de düşündürüyor.
Hem ilgi çekici hem de merak uyandırıcı olan bu videoların ardından bende İstanbul’daki güncel konut fiyatlarına ve satış durumlarına tekrardan bir göz gezdirmek istedim.
Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Konut Fiyat Endeksi ocak ayı verilerine göre İstanbul’da konut fiyatları bir ayda %3,1, son bir yılda ise %28,7 oranında artış göstermiş durumda. Bu çerçevede İstanbul özelinde 2024 yılından beri fiyatlar artış gösterse de satılan konut sayısı da artış gösteriyor. 2024 yılında 239 bin konut satılırken, 2025 yılında bu sayı 280 bine çıkmış.
İlçeler arasındaki fiyat uçurumu ise daha çarpıcı. Endeksa verilerine göre İstanbul’un 39 ilçesinin 5’inde (Beşiktaş, Kadıköy, Sarıyer, Beykoz ve Bakırköy) ortalama metrekare fiyatı 100 bin TL’yi çoktan aşmış bulunmakta. İstanbul genelinde ortalama bir konutun fiyatı ise 6,8 milyon TL olarak açıklanmış. Bu durumun en azından başımızı sokacak standart bir evimiz olsun hayali kuran kesim için limitleri biraz daha zorladığı aşikar. En düşük ortalama metrekare fiyatının 27 bin TL ile Esenyurt’ta olması bile ilk kez ev alacak alt ve orta gelirli kişilerin konuta erişebilirliği açısından yüksek kalabilmekte.
Konutun bir yuva olmaktan ziyade yatırım aracına dönüştüğü bu tablo karşısında vatandaşın yönelebileceği alternatifler yok mu? Elbette var. Şu sıralar gündemi meşgul eden TOKİ’nin 500 bin sosyal konut projesine başvuran kişiler özellikle İstanbul, Ankara ve İzmir’deki kura çekimlerini heyecanlı bir bekleyişle sürdürüyor. Bunun yanı sıra "Düşük Faizli İlk Evim Kredisi" ve "Hoş Geldin Evim" gibi kampanyalar da var. Ancak söz konusu konutların fiyatlarının ortalamanın çok üzerinde olması, kredi faizlerinin ve taksit tutarlarının yüksek olması bu kampanyaların özellikle alt ve orta kesim üzerinde etkisinin ne kadar genele yayılabileceği konusunda soru işaretleri barındırıyor.
Konut fiyatlarının ulaştığı bu seviye alt ve orta gelirli kesimin ev sahibi olma hayallerini ulaşılmazlığa sürüklediğinden, sürekli fiyat artışlarının kontrol altına alınabilmesi ve konut sahipliğinin artırılabilmesi adına ortaya konulacak kamu politikaların çeşitlendirilmesi elzem. Alt ve orta gelirli kesime yönelik konut arzının çeşitlendirilmesinin, konut maliyetlerinin kontrol altına alınmasının ve konuta erişebilirlik için alternatif projelerin ortaya konulmasının kamu politikası çerçevesinde önceliklendirilmesi ise bir zorunluluk.
Sonuç olarak kimileri bir ev alabilmek için yollar ararken kimileri de var olanı satıp farklı ülkelerde yaşama fikriyle hayatlarına yön veriyor. Bu durum ise yaşam kalitesi ve ekonomik beklentilerin evi olan ile olmayan üzerindeki sirayeti.