Breaking Bad dizisini bilir misiniz? Oldukça etkileyici bir kurgu ve oyunculuklarla birlikte tam beş sezon boyunca izleyicisini ekran başına kilitlemişti. (2008-2013)
İzlemeyenler için kısaca anlatalım. New Mexico'da yaşayan 50 yaşındaki lise kimya öğretmeni Walter White (Bryan Cranston) ölümcül akciğer kanseri teşhisi konduktan sonra bunalıma girmiştir. Sürekli az zamanı kaldığını ve geride kalacak ailesine iyi bir hayat bırakamayacağını düşünmektedir. Bu sırada illegal işler yapan eski öğrencisi ile yolları kesişir. İlerleyen bölümlerde biraz da hasbelkader kimya alanındaki uzmanlığını kullanarak, eski öğrencisi Jesse Pinkman'ın (Aaron Paul) yardımıyla kristal meth üretmeye başlar ve ciddi büyüklükte paralar elde eder. Walter, bu yolla ölmeden önce ailesinin mirasını güvence altına almayı hedeflemektedir.
Elbette düşünüldüğünde uyuşturucu konusunu işleyen onlarca film, dizi ve roman vb. yazılı eser listelenebilir. Ancak zannımca konuyu tüm tarafların gözünden ve hemen hemen tüm yönleriyle anlatan ve izleyenleri de “ben olsaydım” düşüncesine böylesine iteni az bulunur.
Toplumsal yapıyla ilgili; karakterlerin ahlaki seçimleri ve bu seçimlerin zamanla nasıl bozulduğu, Walter White'ın suç dünyasına adım atmasının ardındaki güç ve kontrol arzusu, ailesini koruma çabası ve bu motivasyonun zamanla nasıl değiştiği, suçun bireysel ve toplumsal boyutları, ekonomik eşitsizliklerin suçları nasıl tetiklediği incelenir.
Bireyin iç dünyasında ise; Walter White'ın suç dünyasına girdikçe "Heisenberg" adıyla yeni bir kimliğe bürünmesi ve bu sürecin içsel bir kimlik arayışını nasıl yansıttığı ele alınarak, her kararın ve eylemin uzun vadeli sonuçları ile kişisel çıkarların sadakat üzerindeki etkisi konu edilmiştir.
Halen izlemeyenler için uygun olmayan yaşlardaki çocuklarınız olmaksızın izlemeniz önerimizdir. Gelin şimdi New Mexico’dan ülkemize dönelim.
Uyuşturucu Sokağın Meselesidir
Emniyet Genel Müdürlüğü, Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığınca yayımlanan 2025 Uyuşturucu Raporuna (www. narkotik.pol.tr) göre Türkiye’de 2024 yılında gerçekleşen 309.028 uyuşturucu olayının ve yakalanan 374.948 şüphelinin suç türlerine göre dağılımı incelendiğinde;
• 258.141 olayda (%83,5) 293.370 şüpheli (%78,2) için kullanma amaçlı uyuşturucu madde satın almak/kabul etmek/bulundurmak (TCK m.191),
• 44.471 olayda (%14,4) 76.774 şüpheli (%20,5) için uyuşturucu madde imal ve ticareti (TCK m.188),
• 5.498 olayda (%1,8) 3.796 şüpheli (%1) için 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi (gözetlemek, izlemek) Hakkında Kanuna muhalefet,
• 721 olayda (%0,2) 804 şüpheli (%0,2) için uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma/ özendirme (TCK m.190),
• 197 olayda (%0,1) ise 204 şüpheli (0,1) için 3298 sayılı Uyuşturucu Maddelerle İlgili Kanuna muhalefet
Kapsamında işlem gerçekleştiği görülmektedir.
Aynı rapora göre;
2013 yılında 232 olan doğrudan madde bağlantılı ölüm (MBÖ) sayısı, 2017 yılında %306 artışla 941’e yükselmiştir. 2018 yılından itibaren madde bağlantılı ölümler azalmaya başlamış ve bu düşüş trendi 2022 yılına kadar devam etmiştir. 2024 yılında ise bir önceki yıla göre %42,3 artışla 427 ölüm kaydedilmiştir.
Madde bağlantılı ölümlerin cinsiyet dağılımları incelendiğinde; 2023 yılında %92,3’ü (277) erkek, %7,7’si (23) kadın, 2024 yılında ise %93,7’i (400) erkek, %6,3’ü ise (27) kadındır.
Medya Medyaya Karşı
Son dönemde Jandarma tarafından yapılan uyuşturucu operasyonlarında özellikle medya çalışanları ve ünlü kategorisinde olan kişilerin uyuşturucu illetine ne denli bulaştığı bir bir gözler önüne seriliyor. Bu ifşaatlar yapılırken medya bazen özel hayat gizliliği ilkesine hiç dikkat etmez iken, bir bakıyorsunuz bir grup insandan hiç bahsetmiyor.
Bahsedilmesi mi iyidir? sorusu büyük bir tartışma konusu oldu. 7’den 70’e herkesin belki de çok beğendikleri ekran yüzlerinin ve toplumda ön planda olan kişilerin neler yaptığına yönelik tüm ayrıntılara hâkim olması benim nazarımdan yanlış görünüyor. Bu konunun ilgililerince ele alınarak eksik görülen noktalarda gerekli tedbirlerin alınması elzemdir.
Diğer taraftan, medya ve ünlüler dünyasından söz edilince elbette İstanbul ön plana çıkıyor. Aslında her ne kadar operasyon süreci İstanbul’da davam etse de diğer büyük şehirlerimizde ve Anadolu’da da uyuşturucu kullanımı maalesef çok yaygın bir sorun.
Özellikle milletimizde hâkim olan “kol kırılır yen içinde kalır” düşünce tarzı Anadolu illerimizdeki birçok vakanın görmezden gelinmesine sebebiyet veriyor. Özellikle fıtratları ve toplumsal öğretiler gereği erkek evlatlarına kıyamayan anneler olayları gizliyorlar. Bu anlamda bilinç eğitiminin çok daha fazla yapılması gerekiyor.
Tabi kullanım tarzı ve çeşitleri açısından büyük şehirler ile Anadolu illeri arasında muhtemel bazı farklar var.
Örneğin, maddenin cinsi ve cinsine göre bedeli de muhtemelen değişiklik gösteriyor. Güzide bir ilimizin adı ile başlayan “… otu” tabir edilen ve kullanımı geleneksel hale geleninden tutun da kimyasal karışımlarla hazırlanan onlarca çeşit madde çeşitli mecralarda kullanılıyor. Ekonomik durumuna göre kimisi en pahalısını, kimisi ise en ucuzunu kullanıyor. Kimisi lüks otellerde, kimisi de ücra köşelerde veya metruk binalarda.
Uyuşturucunun Ekonomisi
Bu yazının hazırlanmasındaki temel gaye her ne kadar evlatlarımızın korunmasına katkıda bulunmak olsa da uyuşturucu kullanımına bağlı olarak ortaya çıkan zararlar, sadece kullanıcı ile sınırlı sağlık sorunlarından ibaret değildir.
Sağlığa verdiği zararların yanı sıra çoğu zaman kişinin ailesine, içinde bulunduğu çevreye ve toplumun tamamına yansıyan hukuki, sosyal ve ekonomik sorunları da beraberinde getirmektedir. Ayrıca, uyuşturucu sorunu genç nesilleri tehdit eden ve toplumun geleceğine de zarar veren ciddi bir güvenlik problemidir.
Uyuşturucu ile mücadele kapsamında kamu harcamaları
2020 yılında 1.840.513.297 TL,
2021 yılında 2.340.421.544 TL,
2022 yılında 4.264.683.725 TL,
2023 yılında 6.928.184.418 TL olarak hesaplanmıştır.
2024 yılında ise kamu harcamaları, 2023 yılına oranla yaklaşık %49 artışla 10 milyar 324 milyon 804 bin 539 Türk Lirası olarak gerçekleştirilmiştir.
Diğer taraftan bu zehirleri pazarlayanlarca edinilen kirli paranın büyüklüğü de akıl almaz seviyelerdedir. Bu rakamlardan burada söz etmek dahi istemedim.
Uyuşturucunun Vergisi
Her kazanç vergiye tabi olmalı elbette. Ancak bahse konu yasa dışı gelirler olunca iş biraz değişiyor.
Türk vergi sistemine göre, bir kazanç elde edilmişse ve bu kazanç Gelir Vergisi Kanunu’nda sayılan yedi gelir unsurundan birine giriyorsa vergilendirilir.
Elde edilen kazancın suç işlenerek elde edilmiş olmasının bir önemi yoktur. Vergi Usul Kanunu’nun 9’uncu maddesinin ikinci fıkrasının “Vergiyi doğuran olayın kanunlarla yasak edilmiş bulunması mükellefiyeti ve vergi sorumluluğunu kaldırmaz” hükmü vergilemenin önündeki bütün engelleri kaldırıyor. Buna göre, bir kişi uyuşturucu madde alıp satıyorsa “ticari kazanç” ya da kişi arazisinde kenevir yetiştirip satıyorsa “zirai kazanç” hükümleri çerçevesinde gelir vergisi ödeyecektir.
Ceza Hukuku ve Üst Mahkemeler Ne Diyor?
Türk Ceza Kanunu’nun 55. maddesi çerçevesinde “kazanç müsaderesinin” uygulandığı durumlarda vergileme yapmanın teknik olarak imkânsız hale gelmektedir.
Ancak Danıştay, sahte fatura ticaretinden elde edilen gelirlerin vergilendirilebileceği, Yargıtay ise tefecilik nedeni ile elde edilen gelirlerin vergilendirilebileceği yönünde kararlar vermektedir. Bu kapıdan bakıldığında sadece kolluk kuvvetlerince yapılan operasyonlar neticesinde ele geçirilen varlıklara el konulması ile yetinilmeyip elde edinilen kara para üzerinden de vergilemeye yönelik hüküm oluşturulması mümkün olabilir. Bu konuyu yakın geçmişte bir siyasi partinin eski genel başkanı da dile getirmişti.
Bu konular elbette tartışılmalıdır. Esas mesele ise, bizleri uyuşturan medya dahil hayatımızdaki her türlü uyuşturucuyu bir an evvel gereken savaşı açmaktır.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Tarık Birtane
Uyuşturucu
Breaking Bad
Breaking Bad dizisini bilir misiniz? Oldukça etkileyici bir kurgu ve oyunculuklarla birlikte tam beş sezon boyunca izleyicisini ekran başına kilitlemişti. (2008-2013)
İzlemeyenler için kısaca anlatalım. New Mexico'da yaşayan 50 yaşındaki lise kimya öğretmeni Walter White (Bryan Cranston) ölümcül akciğer kanseri teşhisi konduktan sonra bunalıma girmiştir. Sürekli az zamanı kaldığını ve geride kalacak ailesine iyi bir hayat bırakamayacağını düşünmektedir. Bu sırada illegal işler yapan eski öğrencisi ile yolları kesişir. İlerleyen bölümlerde biraz da hasbelkader kimya alanındaki uzmanlığını kullanarak, eski öğrencisi Jesse Pinkman'ın (Aaron Paul) yardımıyla kristal meth üretmeye başlar ve ciddi büyüklükte paralar elde eder. Walter, bu yolla ölmeden önce ailesinin mirasını güvence altına almayı hedeflemektedir.
Elbette düşünüldüğünde uyuşturucu konusunu işleyen onlarca film, dizi ve roman vb. yazılı eser listelenebilir. Ancak zannımca konuyu tüm tarafların gözünden ve hemen hemen tüm yönleriyle anlatan ve izleyenleri de “ben olsaydım” düşüncesine böylesine iteni az bulunur.
Toplumsal yapıyla ilgili; karakterlerin ahlaki seçimleri ve bu seçimlerin zamanla nasıl bozulduğu, Walter White'ın suç dünyasına adım atmasının ardındaki güç ve kontrol arzusu, ailesini koruma çabası ve bu motivasyonun zamanla nasıl değiştiği, suçun bireysel ve toplumsal boyutları, ekonomik eşitsizliklerin suçları nasıl tetiklediği incelenir.
Bireyin iç dünyasında ise; Walter White'ın suç dünyasına girdikçe "Heisenberg" adıyla yeni bir kimliğe bürünmesi ve bu sürecin içsel bir kimlik arayışını nasıl yansıttığı ele alınarak, her kararın ve eylemin uzun vadeli sonuçları ile kişisel çıkarların sadakat üzerindeki etkisi konu edilmiştir.
Halen izlemeyenler için uygun olmayan yaşlardaki çocuklarınız olmaksızın izlemeniz önerimizdir. Gelin şimdi New Mexico’dan ülkemize dönelim.
Uyuşturucu Sokağın Meselesidir
Emniyet Genel Müdürlüğü, Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığınca yayımlanan 2025 Uyuşturucu Raporuna (www. narkotik.pol.tr) göre Türkiye’de 2024 yılında gerçekleşen 309.028 uyuşturucu olayının ve yakalanan 374.948 şüphelinin suç türlerine göre dağılımı incelendiğinde;
• 258.141 olayda (%83,5) 293.370 şüpheli (%78,2) için kullanma amaçlı uyuşturucu madde satın almak/kabul etmek/bulundurmak (TCK m.191),
• 44.471 olayda (%14,4) 76.774 şüpheli (%20,5) için uyuşturucu madde imal ve ticareti (TCK m.188),
• 5.498 olayda (%1,8) 3.796 şüpheli (%1) için 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi (gözetlemek, izlemek) Hakkında Kanuna muhalefet,
• 721 olayda (%0,2) 804 şüpheli (%0,2) için uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma/ özendirme (TCK m.190),
• 197 olayda (%0,1) ise 204 şüpheli (0,1) için 3298 sayılı Uyuşturucu Maddelerle İlgili Kanuna muhalefet
Kapsamında işlem gerçekleştiği görülmektedir.
Aynı rapora göre;
2013 yılında 232 olan doğrudan madde bağlantılı ölüm (MBÖ) sayısı, 2017 yılında %306 artışla 941’e yükselmiştir. 2018 yılından itibaren madde bağlantılı ölümler azalmaya başlamış ve bu düşüş trendi 2022 yılına kadar devam etmiştir. 2024 yılında ise bir önceki yıla göre %42,3 artışla 427 ölüm kaydedilmiştir.
Madde bağlantılı ölümlerin cinsiyet dağılımları incelendiğinde; 2023 yılında %92,3’ü (277) erkek, %7,7’si (23) kadın, 2024 yılında ise %93,7’i (400) erkek, %6,3’ü ise (27) kadındır.
Medya Medyaya Karşı
Son dönemde Jandarma tarafından yapılan uyuşturucu operasyonlarında özellikle medya çalışanları ve ünlü kategorisinde olan kişilerin uyuşturucu illetine ne denli bulaştığı bir bir gözler önüne seriliyor. Bu ifşaatlar yapılırken medya bazen özel hayat gizliliği ilkesine hiç dikkat etmez iken, bir bakıyorsunuz bir grup insandan hiç bahsetmiyor.
Bahsedilmesi mi iyidir? sorusu büyük bir tartışma konusu oldu. 7’den 70’e herkesin belki de çok beğendikleri ekran yüzlerinin ve toplumda ön planda olan kişilerin neler yaptığına yönelik tüm ayrıntılara hâkim olması benim nazarımdan yanlış görünüyor. Bu konunun ilgililerince ele alınarak eksik görülen noktalarda gerekli tedbirlerin alınması elzemdir.
Diğer taraftan, medya ve ünlüler dünyasından söz edilince elbette İstanbul ön plana çıkıyor. Aslında her ne kadar operasyon süreci İstanbul’da davam etse de diğer büyük şehirlerimizde ve Anadolu’da da uyuşturucu kullanımı maalesef çok yaygın bir sorun.
Özellikle milletimizde hâkim olan “kol kırılır yen içinde kalır” düşünce tarzı Anadolu illerimizdeki birçok vakanın görmezden gelinmesine sebebiyet veriyor. Özellikle fıtratları ve toplumsal öğretiler gereği erkek evlatlarına kıyamayan anneler olayları gizliyorlar. Bu anlamda bilinç eğitiminin çok daha fazla yapılması gerekiyor.
Tabi kullanım tarzı ve çeşitleri açısından büyük şehirler ile Anadolu illeri arasında muhtemel bazı farklar var.
Örneğin, maddenin cinsi ve cinsine göre bedeli de muhtemelen değişiklik gösteriyor. Güzide bir ilimizin adı ile başlayan “… otu” tabir edilen ve kullanımı geleneksel hale geleninden tutun da kimyasal karışımlarla hazırlanan onlarca çeşit madde çeşitli mecralarda kullanılıyor. Ekonomik durumuna göre kimisi en pahalısını, kimisi ise en ucuzunu kullanıyor. Kimisi lüks otellerde, kimisi de ücra köşelerde veya metruk binalarda.
Uyuşturucunun Ekonomisi
Bu yazının hazırlanmasındaki temel gaye her ne kadar evlatlarımızın korunmasına katkıda bulunmak olsa da uyuşturucu kullanımına bağlı olarak ortaya çıkan zararlar, sadece kullanıcı ile sınırlı sağlık sorunlarından ibaret değildir.
Sağlığa verdiği zararların yanı sıra çoğu zaman kişinin ailesine, içinde bulunduğu çevreye ve toplumun tamamına yansıyan hukuki, sosyal ve ekonomik sorunları da beraberinde getirmektedir. Ayrıca, uyuşturucu sorunu genç nesilleri tehdit eden ve toplumun geleceğine de zarar veren ciddi bir güvenlik problemidir.
Uyuşturucu ile mücadele kapsamında kamu harcamaları
2020 yılında 1.840.513.297 TL,
2021 yılında 2.340.421.544 TL,
2022 yılında 4.264.683.725 TL,
2023 yılında 6.928.184.418 TL olarak hesaplanmıştır.
2024 yılında ise kamu harcamaları, 2023 yılına oranla yaklaşık %49 artışla 10 milyar 324 milyon 804 bin 539 Türk Lirası olarak gerçekleştirilmiştir.
Diğer taraftan bu zehirleri pazarlayanlarca edinilen kirli paranın büyüklüğü de akıl almaz seviyelerdedir. Bu rakamlardan burada söz etmek dahi istemedim.
Uyuşturucunun Vergisi
Her kazanç vergiye tabi olmalı elbette. Ancak bahse konu yasa dışı gelirler olunca iş biraz değişiyor.
Türk vergi sistemine göre, bir kazanç elde edilmişse ve bu kazanç Gelir Vergisi Kanunu’nda sayılan yedi gelir unsurundan birine giriyorsa vergilendirilir.
Elde edilen kazancın suç işlenerek elde edilmiş olmasının bir önemi yoktur. Vergi Usul Kanunu’nun 9’uncu maddesinin ikinci fıkrasının “Vergiyi doğuran olayın kanunlarla yasak edilmiş bulunması mükellefiyeti ve vergi sorumluluğunu kaldırmaz” hükmü vergilemenin önündeki bütün engelleri kaldırıyor. Buna göre, bir kişi uyuşturucu madde alıp satıyorsa “ticari kazanç” ya da kişi arazisinde kenevir yetiştirip satıyorsa “zirai kazanç” hükümleri çerçevesinde gelir vergisi ödeyecektir.
Ceza Hukuku ve Üst Mahkemeler Ne Diyor?
Türk Ceza Kanunu’nun 55. maddesi çerçevesinde “kazanç müsaderesinin” uygulandığı durumlarda vergileme yapmanın teknik olarak imkânsız hale gelmektedir.
Ancak Danıştay, sahte fatura ticaretinden elde edilen gelirlerin vergilendirilebileceği, Yargıtay ise tefecilik nedeni ile elde edilen gelirlerin vergilendirilebileceği yönünde kararlar vermektedir. Bu kapıdan bakıldığında sadece kolluk kuvvetlerince yapılan operasyonlar neticesinde ele geçirilen varlıklara el konulması ile yetinilmeyip elde edinilen kara para üzerinden de vergilemeye yönelik hüküm oluşturulması mümkün olabilir. Bu konuyu yakın geçmişte bir siyasi partinin eski genel başkanı da dile getirmişti.
Bu konular elbette tartışılmalıdır. Esas mesele ise, bizleri uyuşturan medya dahil hayatımızdaki her türlü uyuşturucuyu bir an evvel gereken savaşı açmaktır.