SON DAKİKA
Hava Durumu

Sülün Osman’ın Suçu Ne?

Yazının Giriş Tarihi: 07.02.2026 10:02
Yazının Güncellenme Tarihi: 07.02.2026 10:03

Sülün Osman’ın Suçu Ne?
Bugün 6 Şubat 2026. 3 yıl önce yaşanılan Kahramanmaraş merkezli depremlerde açıklanana göre 53 bin 537 kişi hayatını kaybetti ve 107 bin 213 kişi yaralandı. Vefat edenlere rahmet, geride kalanlara sabırlar diliyorum. Deprem ayak uydurmamız gereken bir gerçek. Umarım bir daha benzer acılar yaşanmaz.
Başlığı okuduğunuzda hemen bir çağrışım yaptı değil mi?
Fatmagül'ün Suçu Ne? Vedat Türkali'nin hem filmiyle hem televizyon dizisiyle büyük ses getiren senaryosunu hatırladık hep beraber. Toplumcu gerçekçi olarak adlandırılan tarzı ile genç bir kadının dramıyla birlikte, bir ilçede oynanan siyaset ve seçim oyunlarını, ahlaksız hesapları ve erkeklerin dünyasını etkileyici bir biçimde anlatıyordu Vedat Türkali.
Peki Sülün Osman kimdi? Bilenler bilir... Sülün Osman olarak nam salmış Osman Ziya Sülün, 1923'te İstanbul'da doğuyor. Cumhuriyetin ilanından sonra benimsenen kentleşme çabalarını kendi lehine kullanmakta ustalaşan Sülün Osman başlarda kira ödemeden kiracı olmasıyla tanınıyor.
“Sülün Osman", tramvay, Galata Kulesi, kent meydanlarındaki saatler, şehir hatları vapurları gibi kamu mallarını saf vatandaşlara 'satarak' ya da 'kiraya vererek' efsane hâline geliyor. Hatta bu olaylar meşhur Kemal Sunal filmlerine de konu olmuştur. Hatta Osman Sülün, 20 Nisan 1962'de hapisteyken "Alınteri ile Yaşamak" konulu konferans dahi veriyor.
Sanatına o kadar saygılı ki, olayı bir başka boyuta taşıyarak Aziz Nesin’in Fil Hamdi isimli hikayesinde ‘Sülün Osman pırrr’ ifadesinin kendisini rencide ettiğini söyleyerek dava yazara dava bile açmıştır.
Galata Köprüsü’nü satarken yakalandı
Sülün Osman bir gün yine her zaman olduğu gibi Galata Köprüsü’nün oralarda erketeye yatmış, yeni avını gözlüyordu. O sırada bir polis olaya şahit oldu ve bizim Sülün’ü tutukladı.
Tutuklanıp da mahkemeye çıkarılınca suçları bir bir ortaya çıkan Sülün Osman’ın savunması ise pek güçlüydü.
“Kusura bakma hâkim bey. Memlekette Galata Köprüsü’nü satın alacak eşekler olduğu sürece ben bu köprüyü satarım.”
Peki yakalandığı zamana kadar duyarlı bir vatandaş çıkıp ‘Yahu burası devletin malı, kimin malını kime satıyorsun?’ dedi mi?
Demiş ise ne cevap almıştı acaba? Ben köprüyü değil, kullanım hakkını satıyorum... olabilir mi? Bence olabilir. Çünkü, gözüne kestirdiklerinden köprüden geçme parası da aldığı rivayetler arasında.
Nitekim Galata Köprüsü'nü satmak üzereyken tesadüfen yakalanan Sülün’ün kesin olmamakla birlikte, polisin tahminlerine göre Beyoğlu'nda yaşadığı otelde kalp krizi sonucu öldüğü ve kimlik taşımadığı için kimsesizler mezarlığına gömüldüğü düşünülmektedir.
FSM ve Boğaz Köprüsü Özelleştiriliyor
Bloomberg’den alınan haberlere göre boğaz köprüleri ve bazı ücretli karayollarının özelleştirilmesi için yabancı merkezli bir danışmanlık firmasına (ki bu da ayrı bir konudur) yetki verilmiş. Zaten Orta Vadeli Planın revizesi ile birlikte özelleştirme hedeflerinde de güncelleme yapılmıştı. Eski OVP’de 30 milyar lira olan özelleştirme kalemi yenisinde 185 milyar lira olarak açıklanmıştı. Buna göre bahse konu köprüler ve otoyollar için hedeflenen rakam 155 milyar lira olarak görünüyor. Yani yaklaşık 3,5 milyar dolar.
Daha evvel de benzer şekilde satış amaçlı hareketler yapılmıştı. Örneğin, 2012 yılında yapılan ve Koç-UEM grubunun 5,7 milyar dolarlık teklifiyle kazandığı köprü ve otoyol özelleştirme ihalesi, Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun kararıyla fiyatın yeterli olmadığından bahis ile iptal edilmişti. 2012 ilan edilip 2013 de iptal edilen rakama göre bile 1,2 milyar dolar arada fark var. Tabi ki herkesin tahmin ettiği gibi nominal fark bir tarafa, doların satın alma gücü de çok fazlaca düştü günümüzde.
Diğer taraftan, satılması (40 yıllık hak kiralaması) düşünülen köprü ve yolların yıllık gelirinin 110 milyon dolar olduğu konuşuluyor. En kaba hesap ile ve hiç gider yapılmadığı düşünüldüğünde müstakbel alıcılar yaklaşık 32 yılda işin maliyetini çıkarıp, kalan 8 yıl kâr edecek. Peki bu iskontolu satışa neden ihtiyaç duyuluyor. Buradan elde edilecek peşin para nerede kullanılacak?
Olası Marmara Depremi mi Hedge Ediliyor?
İyi niyetli çıkarımlardan birisidir bu. Köprülerin bakım periyodu, köprünün türüne ve durumuna bağlı olarak değişiklik gösteriyor. Örneğin, Boğaziçi Köprüsü gibi asma köprülerdeki çelik halatların değişimi için 40 yıl gibi bir süre öngörülüyor ki, Boğaziçi Köprüsü'nün 40. yılı dolayısıyla 2014 yılında yapılan büyük bakım çalışmaları ile çelik halatların değiştirildiği ve depreme karşı güçlendirme çalışmaları yapıldığını biliyoruz.
Özetle, boğaz köprülerinin bakım sıklığı ve süresi, köprünün yaşı, kullanım durumu ve ihtiyaç duyulan onarımların kapsamına göre belirleniyor. Diğer taraftan, bu köprü ve otoyolların 8 şiddetinde depreme dayanıklı inşa edildikleri biliniyor.
Bu bilgilerden yola çıkarsak elimizde şöyle bir tablo ve çıkarımlar oluyor, bunları artırmak mümkün;
-Elimizdeki varlıkları 40 yıllığına %20 iskontolu satışa çıkarıyoruz/kiralıyoruz.
-Bu varlıkların büyük bakımları için öngörülen dönem zaten 40 yıl.
-Söz konusu varlıkların bulunduğu bölgede bu süre içerisinde 6-7 büyüklüğünde deprem riski oldukça yüksek. (Bu riski satın alan üstlenecek mi?)
-Eğer böyle bir deprem olursa zaten durum çok vahim olacağından köprüyle uğraşacak durumumuz da olmaz.
-Deprem olmaz ise de 40 yıl içerisinde muhtemelen öleceğiz. Sonrasını da sonraki nesil düşünsün. Biz yakın geleceğe göre hareket edelim.
Dezenformasyonla Mücadele Merkezi Dezenformasyon Mu Yaptı?
İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, 12 Eylül 2025 tarihinde yaptığı açıklamada, bazı basın organları ve sosyal medya hesaplarında dolaşıma sokulan "15 Temmuz Şehitler Köprüsü, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ve ülke genelinde otoyolların yabancılara satılacağı" iddialarının gerçeği yansıtmadığını bildirdi.
Otoyol ve köprülerin satışının hukuken mümkün olmadığına işaret edilen açıklamada, "Mülkiyet devlette kalmakta olup, yalnızca belirli süreyle işletme ve bakım hakkının özel sektöre devri söz konusu olabilmektedir. Bu uygulama da mevcut hükümet dönemine özgü değildir." ifadelerine yer verilmişti.
Yine bu açıklamada, 1994'te çıkarılan 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun ile otoyol ve köprüler dahil kamu varlıklarının işletme hakkı devrine yasal zemin hazırlandığı belirtilerek, iddialara konu işlem ise bir satış değil, finansal ve teknik danışmanlık hizmeti alımı sürecidir. Bu süreçte dünya örnekleri incelenmekte, adil ve şeffaf ücretlendirme modelleri geliştirilmekte, devletin yatırım yükünü azaltacak alternatif finansman yöntemleri araştırılmakta ve kamu yararını en üst düzeyde koruyacak stratejiler oluşturulmaktadır.
Söz konusu varlıkların yabancılara satılacağı veya devletin elinden çıkarılacağı yönündeki iddialar tamamen asılsızdır. Haberlerde kullanılan 'satış', 'vatandaşa yük', 'peşkeş' gibi ifadeler, gerçek dışı algı oluşturmayı hedefleyen söylemlerdir." denilmişti.
Varılan noktada yeni gelişmelere ve haberlere göre adına işletme hakkı devri dense de bir satış olacak. Yabancı bir firmaya yetki verildiğine göre muhtemelen de bu hakkı yabancılar alacak. Öyle ise Dezenformasyonla Mücadele Merkezi bunu bu sefer nasıl düzeltecek?
1994 Kriz Yılıydı
1994 yılında Cumhuriyet tarihinin o güne kadar verilmiş en büyük cari açığı ile karşı karşıya kalınmıştı. Bu durum, 1994 yılının Nisan ayından itibaren ülkemizde güçlü bir ekonomik kriz yaşanmasına sebebiyet vererek halkın tasarrufları azaltmış ve bankalardaki mevduatlar belirgin seviyede gerilemiştir. Yeterli sermaye yapısına sahip olmayan pek çok banka bu durumdan derinden etkilenmiştir.
Bu aşamada ekonomiye likidite enjekte edilmeye başlanmış bu durum ise döviz talebini hızla artırmaya başlamıştır. Sonuç olarak, Ocak 1994’te döviz kuru 19.000 TL/$ ve Merkez Bankası rezervleri 7 milyar dolar iken, Nisan 1994’te döviz kuru 38.000 TL/$’a çıkarak devalüasyon yaşanmış, rezervler ise 3 milyar dolara kadar düşmüştür.
5 Nisan 1994’te hükümet dengeleri yeniden kurmak amacıyla yeni kararlılık önlemleri paketi ilan etti. Önlem paketlerinin önemli bir kısmında özelleştirme planları yer alıyordu.
Böylesine bir kriz ortamında alınan kararlar ile çıkarılan kanunlara sığınarak bugün yapılan işlere dayanak aramak ekonomik ortamda benzerlikler olduğunu deşifre etmez mi?
Sonuç olarak, köprüler ve otoyollar gibi altyapı yatırımlarından elde edilen gelirler bir nevi eldeki kuş olarak değerlendirilebilir. Vergi gelirleri gibi daldaki kuş türevinden gelirleri artırmak için politika ve aksiyonlarda farklı uygulamalara gitmek mümkündür. Ancak, kimse eldeki kuşun kanadını kırmak (iskonto etmek) istemez. Eğer bunu yapacaksanız bir kanadın bedelinin ne olduğunu kümesin sahiplerine anlatmak gerekecektir. Bunun doğru aktarılmaması durumunda ise akıllarda büyük bir soru kalır.
Sülün Osman’ın Suçu Ne?
Bence kimse kısa sürede tamamlanan 450 bin deprem konutu yerine ne yukardaki soru ile muhatap olmak, ne de tarihte köprülerin satışıyla anılmak istemez.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.