Maliye’den Arkeoloji Devrimi...
“Kurgan ve Diğerleri”
Tarih dersi görmüş herkes hatırlar. Orta Asya’da ki eski Türk mezarlarına Kurgan adı verilir. Genelde devlet yöneticisi olanlar için yapılan kurganlar, tahtalarla ve bazen de taşlarla çevrili mezar odalarının üstüne toprak yığılmasıyla oluşturulmuştur. Yöneticiler bu kurganlara eşyaları ile bazen de atları ile birlikte gömülürdü.
Maliyenin parası bitti mi dersiniz? yoksa banknot olmayan yaşama hazırlık mı? bilmem, ama maliyemiz eskiden beri üstü örtülen ne var ise adeta bir arkeolog edasıyla kazarak bunları tekrar gün yüzüne çıkarıyor. Aynı Orta Asya Kurganları gibi toprak altında olan ya da geçmişte hükümetlerce tozlu raflara kaldırılan konularla ilgili uygulamalar bir bir meri mevzuata ekleniyor.
Bunların bir tanesi 1 Ekim’de başlayacağı belirtilen KURGAN..
KURGAN (Kuruluş Gözetimli Analiz Sistemi) adı ile anılan bu sistem, 120’nin üzerinde farklı veri kaynağından beslenerek mükelleflerin işlemleriyle ilgili risk puanları oluşturuyor. Banka hareketleri, tapu kayıtları, SGK bildirimleri, e-faturalar bibi işlemeler analiz edilerek riskli görülen işlemler için mükelleflere “Bilgi İsteme Yazısı” gönderilecek. Bu yazıya verilecek yanıta göre süreç ya bitecek ya da tam incelemeye dönüşecek.
Diğer bir düzenleme ise MASAK’ın “Şüpheli İşlem Bildirim Rehberi”dir.
Rehber, SMMM ve YMM’lerin, mükelleflere ait olağan dışı görünen veya belgelerle ispatlanamayan gerçek faydalanıcının gizlenmesi vb. gibi işlemlerini doğrudan MASAK’a raporlamaları zorunlu kılıyor. Şüpheli İşlem Bildirim Rehberi, yalnızca bir rehber değil; 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun’a dayalı yasal bir yükümlülük.
Aslında mevzuat geçmişten beri bu hususlarda bazı yükümlülükler içeriyordu. Maliyemizin arkeolog edasıyla çalıştığı hususlardan birisi de rehberin ortaya çıkarılması oldu.
Bu çerçevede;
Şüpheli işlem bildiriminde bulunmayan veya geç bildirim yapan SMMM ve YMM’ler hakkında idari para cezaları uygulanabilir ya da 5549 sayılı Kanun’un 13. maddesine göre, yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde 500.000 TL’ye kadar idari para cezası söz konusu olabilir.
Bildirim yapılmaması ya da kasıtlı olarak yanıltıcı bildirim yapılması durumunda ise meslek mensupları disiplin soruşturmasına alınarak ruhsatlarının tehlikeye girmesi dahi söz konusu olabilir.
Daha da önemlisi, şüpheli işlemi bilerek bildirmeyenler aklama suçunun işlenmesine yardım etmiş sayılarak adli yaptırımla karşı karşıya kalabilirler ve hapis cezası ile karşı karşıya kalabilirler.
Bahse konu uygulamaların SMMM-YMM gibi “vicdanı ile cüzdanı arasında sıkışan” yeni mağdurlar yaratması ihtimaline karşı, konunun daha detaylı olarak incelenerek kamuoyuna açıklanmasında “kamu yararı” olduğunu hatırlatmak isterim.
Ayrıca, yabancı ülkelerde uygulanan ve/veya OECD tarafından önerilen uygulamaların ülkemizdeki yürürlük tarihi ve yürürlük durumu açısından Maliyemizce ülkeye has koşulların geçiş dönemine de müsaade edecek şekilde ayarlanması önem arz etmektedir. “Ben yaptım oldu”lar daha büyük sorunlar yaratabilir.
Tarık BİRTANE
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Tarık Birtane
“Kurgan ve Diğerleri”
Maliye’den Arkeoloji Devrimi...
“Kurgan ve Diğerleri”
Tarih dersi görmüş herkes hatırlar. Orta Asya’da ki eski Türk mezarlarına Kurgan adı verilir. Genelde devlet yöneticisi olanlar için yapılan kurganlar, tahtalarla ve bazen de taşlarla çevrili mezar odalarının üstüne toprak yığılmasıyla oluşturulmuştur. Yöneticiler bu kurganlara eşyaları ile bazen de atları ile birlikte gömülürdü.
Maliyenin parası bitti mi dersiniz? yoksa banknot olmayan yaşama hazırlık mı? bilmem, ama maliyemiz eskiden beri üstü örtülen ne var ise adeta bir arkeolog edasıyla kazarak bunları tekrar gün yüzüne çıkarıyor. Aynı Orta Asya Kurganları gibi toprak altında olan ya da geçmişte hükümetlerce tozlu raflara kaldırılan konularla ilgili uygulamalar bir bir meri mevzuata ekleniyor.
Bunların bir tanesi 1 Ekim’de başlayacağı belirtilen KURGAN..
KURGAN (Kuruluş Gözetimli Analiz Sistemi) adı ile anılan bu sistem, 120’nin üzerinde farklı veri kaynağından beslenerek mükelleflerin işlemleriyle ilgili risk puanları oluşturuyor. Banka hareketleri, tapu kayıtları, SGK bildirimleri, e-faturalar bibi işlemeler analiz edilerek riskli görülen işlemler için mükelleflere “Bilgi İsteme Yazısı” gönderilecek. Bu yazıya verilecek yanıta göre süreç ya bitecek ya da tam incelemeye dönüşecek.
Diğer bir düzenleme ise MASAK’ın “Şüpheli İşlem Bildirim Rehberi”dir.
Rehber, SMMM ve YMM’lerin, mükelleflere ait olağan dışı görünen veya belgelerle ispatlanamayan gerçek faydalanıcının gizlenmesi vb. gibi işlemlerini doğrudan MASAK’a raporlamaları zorunlu kılıyor. Şüpheli İşlem Bildirim Rehberi, yalnızca bir rehber değil; 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun’a dayalı yasal bir yükümlülük.
Aslında mevzuat geçmişten beri bu hususlarda bazı yükümlülükler içeriyordu. Maliyemizin arkeolog edasıyla çalıştığı hususlardan birisi de rehberin ortaya çıkarılması oldu.
Bu çerçevede;
Şüpheli işlem bildiriminde bulunmayan veya geç bildirim yapan SMMM ve YMM’ler hakkında idari para cezaları uygulanabilir ya da 5549 sayılı Kanun’un 13. maddesine göre, yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde 500.000 TL’ye kadar idari para cezası söz konusu olabilir.
Bildirim yapılmaması ya da kasıtlı olarak yanıltıcı bildirim yapılması durumunda ise meslek mensupları disiplin soruşturmasına alınarak ruhsatlarının tehlikeye girmesi dahi söz konusu olabilir.
Daha da önemlisi, şüpheli işlemi bilerek bildirmeyenler aklama suçunun işlenmesine yardım etmiş sayılarak adli yaptırımla karşı karşıya kalabilirler ve hapis cezası ile karşı karşıya kalabilirler.
Bahse konu uygulamaların SMMM-YMM gibi “vicdanı ile cüzdanı arasında sıkışan” yeni mağdurlar yaratması ihtimaline karşı, konunun daha detaylı olarak incelenerek kamuoyuna açıklanmasında “kamu yararı” olduğunu hatırlatmak isterim.
Ayrıca, yabancı ülkelerde uygulanan ve/veya OECD tarafından önerilen uygulamaların ülkemizdeki yürürlük tarihi ve yürürlük durumu açısından Maliyemizce ülkeye has koşulların geçiş dönemine de müsaade edecek şekilde ayarlanması önem arz etmektedir. “Ben yaptım oldu”lar daha büyük sorunlar yaratabilir.
Tarık BİRTANE