SON DAKİKA
Hava Durumu

Kanaat Ekonomisi II ve Bir Örnek

Yazının Giriş Tarihi: 20.11.2025 00:04
Yazının Güncellenme Tarihi: 20.11.2025 00:05

Bir önceki yazımızda insanımıza ekmek kapısı olacak yatırımların yapılırken neden genellikle büyük şehirlerin tercih edildiği noktasında kalmıştık. Aslında hemen hemen herkesin bu soruya verebilecek bir cevabı vardır. Bu cevapların birinci sırasında da “PAZAR” cevabı gelecektir. Bir örnek ile bu konuyu açalım. Konuyu açıklarken yönetim muhasebesinden faydalanacağız. Detaylar ile ilgilenmeyen okurlara sonuç bölümünden devam etmelerini öneriyorum.

Sanal firmamızın adı Yatırım A.Ş. olsun.

YATIRIM A.Ş. yapacağı yeni yatırım ile üreteceği A malını 200 TL bedelle satacağını hesaplamaktadır. Söz konusu yatırımı İstanbul'da yaptığı takdirde sabit maliyetleri 400.000 TL, değişken maliyetleri de 160 TL olacaktır. Kurumlar Vergisi Oranı % 20’dir.

Yatırım İstanbul yerine teşvik kapsamındaki bir ilde yapıldığında sabit maliyetler 280.000 TL, değişken maliyetler ise 180 TL olarak gerçekleşecektir. Teşvik kapsamındaki ilde yapılacak yatırım ise kurumlar vergisinden istisnadır.

a. İşletme yatırımı hangi ilde yaparsa daha önce başa baş noktasına ulaşır?

Başabaş Noktası = Sabit Maliyet / (Satış Fiyatı – Değişken Maliyet)

Yatırımın İstanbul’da Yapıldığı Durum: 400.000​/(200-160)​=10.000 birim

Yatırımın Teşvikli İl’de Yapıldığı Durum: 280.000​/(200-180)​=14.000 birim

İşletme İstanbul’da değişken maliyet düşük olduğundan daha önce başa baş noktasına ulaşır (10.000 birim <14.000 birim)

b. b. İşletmenin 200.000 TL net kar hedefine ulaşabilmesi hangi yatırımda daha çabuk gerçekleşecektir?

İstanbul;

Vergi Öncesi Kar(VÖK) = Net Kar/1-Vergi Oranı

= 200.000/ (1-0,2) = 250.000

Buna Göre;

Satış Miktarı = Sabit Maliyet+ VÖK / Satış Fiyatı – Değişken Maliyet

= (400.000+250.000) / (200-160) = 16.250 Birim

Teşvikli İl;

Vergi olmadığından net kar vergi öncesi kar olacaktır.

Satış Miktarı = Sabit Maliyet+ VÖK / Satış Fiyatı – Değişken Maliyet

= (280.000+200.000) / (200-180) = 24.000 Birim

İşletme İstanbul’da 200.000 TL net kara daha çabuk ulaşır (16.250 <24.000 birim).

c. c. Teşvik kapsamındaki ilde yapılan yatırımda işletmenin satışlarının ne kadar düşerse hala zarara uğramayacağı durumunu ifade eden güvenlik oranının %20 olması için gerekli satış miktarı ne olmalıdır?

Güvenlik Oranı = Gerçek Satış- Başabaş Satış / Gerçek Satış

%20 = Q – 14.000 / Q = 17.500 birim

Teşvik kapsamındaki ilde güvenlik oranının %20 olabilmesi için 17.500 birim satış yapılmalıdır.

Sonuç:

  • Başabaş noktası: İstanbul 10.000 birim, teşvikli il 14.000 birim — İstanbul daha hızlı başabaş noktasına ulaşır.
  • 200.000 TL net kâr hedefine ulaşma: İstanbul 16.250 birim, teşvikli il 24.000 birim — İstanbul daha çabuk.
  • Birim katkı marjı: İstanbul 40 TL, teşvikli il 20 TL — İstanbul’da her satılan birim işletmeye daha fazla katkı sağlar.
  • Riskler: İstanbul’un sabit maliyeti daha yüksek (400k) olduğundan satış dalgalanmalarında daha yüksek işletme riski olduğu gibi birim katkısı da daha yüksek; teşvikli il ise sabit maliyeti düşük, vergi avantajı var ama birim katkı düşük olduğu için hacim gereksinimi artmaktadır.

Örneğimize ait sonuçlar kısaca böyle görünüyor. Özetle satış-pazarlama kabiliyeti ve imkanları işletmelerin atardamarlarıdır. Nasıl ki “taşıma su ile değirmen dönmez” ise işletmelerin doğal satış ve yönetim kabiliyeti olmadığı sürece verilecek teşvikler adına ne dersek diyelim yetersiz kalacaktır.

İhtiyaç sahibi insanlar büyük şehirlerde olduğu sürece yukarıda yaptığımızın benzeri basit hesaplamalar yapan yatırımcılar eğer ki çok idealist değil ya da teşvikli ildeki doğal kaynağa mahkûm değil ise Anadolu’da yatırım yapmaktan imtina edecektir. Zaten mevcut durumda olması gereken de budur. Yapılması gerekenlerin başında şehirlerimizin bu anlamdaki cazibesini arttırmak yani göç vermesini engellemek hatta firmalardan ziyade kişilere destekler açıklamak yolu ile terse göçü hızlandırmak olmalıdır.

Ancak bu noktadaki hayallerimiz maalesef “köye geri dönerseniz size koyun sürüsü almanız için kredi vereceğiz” söyleminden öteye geçememektedir. Doğal yaşam döngüsü içerisinde her yaştan insanımızın üretime katkı vereceği bir demografik model üretilemediği sürece üretim artmayacak enflasyon düşmeyecek ve ne kadar büyük ölçekli binalara taşırsanız taşıyın, büyük şehirlere sıkışıp kalmış insanlarımızın eğitim, sağlık ve adaletin zamanında tesisi gibi dertleri artarak devam edecektir.

Diğer taraftan, sözünü ettiğimiz yapının kurulması halinde ülkenin operasyonel yükü azalacak ve doğrudan tüketimin azalması ile sermaye birikecek, suni büyüme rakamları gerçek ve doğal olanlar ile yer değişecektir. Asıl sorun olan da zaten sermaye eksikliği ve kaynakların yanlış yönlendirilmesi sorunudur.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.