SON DAKİKA
Hava Durumu

AYAĞINDA GÜMÜŞ HAL HAL

Yazının Giriş Tarihi: 12.01.2026 22:45
Yazının Güncellenme Tarihi: 12.01.2026 22:45

Geçtiğimiz günlerde yetkililerce yapılan açıklamalar neticesinde, altında sahteciliğin önlenmesi ve kayıt dışı ile mücadele edilmesi amacıyla Hazine ve Maliye Bakanlığı’na bağlı Darphane tarafından nisan ayında Kıymetli Metal Takip Sistemi’nin (KMTS) devreye alınacağını hep birlikte öğrendik.
Buna göre, altın alım-satım işlemlerine yönelik yeni kısıtlamalar getiriliyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı’na bağlı Darphane tarafından nisan ayında başlatılacak Kıymetli Metal Takip Sistemi ile tüm altınlar 'bandrollü' şekilde satışa sunulacak.
Uygulamanın yürürlüğe girmesiyle birlikte işlenmemiş altınlar sistem üzerinden takip edilecek ve 1 gramdan külçeye kadar işlenmemiş altınların üzerine lazerle işaret konulacak. Yüzük, bilezik, kolye gibi işlenen ürünler şimdilik bu kapsamda olmayacak.
Amaç kayıt dışı ile mücadele
Altın alımlarında nakit ödeme sınırı olan 30 bin lira tutara kadar nakit olarak alışveriş yapılabilecek. Ancak bu sınırın üzerinde ise bankadan işlem yapmak zorunlu olacak. Bu kapsamda vatandaş halen yaklaşık 5 gram altına kadar nakit yapabilecek.
Bir Taşla İki Kuş
Millet olarak yaptığımız iş ve işlemlerde çoklu sonuçlar almayı severiz. Bu nedenle hareket tarzımız genelde genellikle sade sebep ve sonuç ilişkisi kuran Batılılardan farklı ve karmaşıktır. Tabiri caizse orta dünyalı olmanın bazı farklı özellikleri de vardır. Bunlardan birisi de mücevherat sevgimizdir. Bunu hem genlerimizdeki güzele sahip olma güdüsüyle hem de tarih boyunca güvensizliğin hüküm sürdüğü bir coğrafya yaşadığımız için güven hissiyatı oluşturduğu için yapıyoruz sanırım. Zira benzer coğrafyalardaki milletlerde de bu türden bir eğilim var. Bu nedenle altın ve değerli maden talebi de her zaman yüksek olmaktadır.
Borsa İstanbul Kıymetli Madenler Piyasası verilerine göre; 2025 yılının tamamında toplam altın ithalatı 126 bin 272 kilogram olarak açıklandı. Bu rakam 2024 yılında 125 bin 917 kilogram olmuştu.
2025'te gümüş ithalatı ise 860 bin 443 ton olarak gerçekleşti. Rakam 2024 yılında 434 bin 13 kilogram düzeyindeydi.
Altın ithalatı cari işlemler dengesi açısından önemli bir yar tutuyor. Örneğin ekim ayı verilerine göre yıllık cari açık 22 milyar dolar olarak açıklanmasına rağmen altın hariç rakamlara bakıldığında ise çok daha düşük olduğu görülüyor. Ekim ayında altın hariç cari denge 3,2 milyar dolar fazla verirken yıllık açık 2,6 milyar dolar gerçekleşti. Bu rakamlar uzun yıllardır hemen hemen benzer şekilde karşımıza çıkıyor.
Elbette global bir bakış açısıyla ekonomiye katkısı olmayan, durduğu yerde duran varlıklar olan değerli madenlerin ithalatı için bu kadar fazla ödeme yapılması anlamsız ve değiştirilmesi gerekli gibi görünüyor. Ya da bu değerlerin mevduata, krediye dönüşerek ekonomideki yerini alması lazım. Ekonomiye yön verenler bu konuyla ilgili her zaman bazı hareketler yaptılar. Bahsini ettiğimiz son yapılan düzenleme de dolaylı olarak ithalatın azalmasına yönelik bir regülasyon içermektedir. Ancak unutulmaması gereken ise içeride yapılması gereken düzenlemelerin tam ve doğru olarak yapılmadığı durumda bu tip hareketlerin yerini bulamayacağı gerçeğidir.
Sosyolojinin ve iktisadın öncülerinden kabul edilen İbn-i Haldun (1332-1406) yüzyıllar öncesinden söylediği ve geçerliliğini koruyan sözünü hatırlatmakta fayda var;
Devlet, askerle korunur; asker, para ile beslenir; para, vergi ile sağlanır; vergi, ülkenin mamurluğu (kalkınması) ile sağlanır; ülkenin mamurluğu ise adaletle sağlanır.
Özetle; siz ülkenin kalkınması için yaptığınız hareketlerde ve yatırımlarda yerli yerinde davranmadığınızda, gereksiz yatırımlar yaptığınızda, devlet ricali için lüks harcamalar yaptığınızda ve alınan bir iğnenin dahi fiyatına dikkat eden görevliler yetiştirmedikçe yaptığınız icraatlar günü kurtarmakla eş değer olacaktır.
Maliye Durumdan Görev Çıkaracak Mı?
Altın ile ilgili yapılan düzenlemeler piyasadaki aktörlerce daha geniş kapsamlı hareketlere hazırlık yapılıyor şeklinde yorumlamaya başlandı bile. Bunlardan en önemlisi altın alım satımına vergi mi geliyor? sorusudur. Fiziki altın hareketlerinin izlenebiliyor olması fiyat hareketlerinin de izlenmesi anlamına gelmektedir.
Değer artış kazancı üzerinden bir vergi salınması mümkün olabilir mi?
Vergi toplama yetkisi bilindiği üzere devletlere aittir ve bu yetki, devletin egemenlik gücüne dayanır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası hem devletin vergilendirme yetkisinin temelini hem de bu yetkinin sınırlarını belirlemiştir.
Vergilendirme, bireyin mülkiyet hakkını ölçüsüz şekilde sınırlayamaz. Vergi yükümlülükleri, kamu yararı ile birey hakları arasında adil bir denge gözetmelidir. Anayasal çerçevede vergilendirme; kanunilik, eşitlik, mali güç ve ölçülülük gibi ilkelerle güvence altına alınmıştır.
Ölçülülük ilkesi, bir temel haklara müdahale hukuku olan vergi hukukunda vergilendirme yoluyla başta mülkiyet hakkı olmak üzere temel hak ve özgürlüklere müdahalede uyulması gereken önemli bir ilke olarak kabul edilmektedir. Bu ilke, kaynağını Anayasa’nın 2’nci maddesindeki hukuk devleti ilkesinden alır ve vergilendirme yetkisinin aşırı ölçüde kullanılmasını önlemek amacıyla bir sınırlama aracı olarak değerlendirilir.
1982 Anayasası’nın 12’nci, 13’üncü ve 73’üncü maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, kamu harcamalarının gerektirdiği ekonomik kaynağı sağlamak amacıyla, kişilerin temel hak ve özgürlüklerine bazı sınırlamalar getirilebileceği sonucuna varılır. Temel hak ve özgürlüklerin vergilendirme amacıyla sınırlandırılması ölçüsüz ve aşırı boyutlara ulaştığı takdirde, hak ve özgürlükler kullanılamaz hale gelebilir veya konusuz kalabilir.
Dolayısı ile halkın mücevherat olarak alarak sakladığı işlenmiş altınları üzerinden bir vergilendirme yapıyor olması zorlama bir şekilde algılanarak, tasavvurlarda hak ve hürriyetlerin kısıtlanması şeklinde tezahür edecektir.
Diğer taraftan, işlenmemiş altın olarak tabir edilen gram altından külçeye uzanan bir aralıktaki grup için ise bunları alarak asıl amacın değer artışından faydalanmak olduğunu ileri sürmek de bence yine bir tür zorlamadır. Neden?
Yazının başlığına dönmekte fayda var. Rahmetli Barış MANÇO’nun herkes tarafından sevilen şarkısının ismiydi HAL HAL..
Akşam olup gün batınca
Dağlara hüzün çökünce
Lale sümbül boynun eğip
Kurt kuzuya kem bakınca
Köye döner Nazo gelin.
Barış MANÇO öyle mi düşündü bilmem ama sözleri incelediğimizde Nazo’nun bir çoban olduğunu anlıyoruz. Çoban Nazo ayağına ince işlemeli gümüşten bir HAL HAL takıyordu. Demek ki ziynet eşyaları halkımızın statü gözetmeksizin hayatında yer alıyor.
Geleneksel olarak düğünlerde, doğumlarda şimdilerin ekonomik şartlarında çok zorlanılsa da hala altın hediye ediliyor.
İşte bu nedenle zorlamadır değerli madenlerin değer artışın üzerinden vergileme yapmak. Esas çalışılması gereken ise paranın değerine olan güveni artırmak ve tasarrufların yatırıma dönüşmesi için gerekli kuluçka ortamının sağlanmasıdır.
Siz okuyuculara tavsiyem ise tasarruf etmeye devam etmeleri ve eğer müsaitseniz artık en yakınınız olan canım cep telefonlarınızdan, HAL HAL şarkısını açmak (eminim ki popüler kültürün dayatmaları nedeniyle uzun süredir dinlemediniz) ve gözlerinizi kapatıp dinlemenizdir.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.