Adı Zehra, Fatma, Merve, Fidan… Fark etmez. Çünkü bu ülkede kadınların isimleri birer “haber başlığına” dönüşüyor artık. Her gün birinin hikâyesi kan içinde, sessizce yere düşüyor. Her gün bir başka kadın, “sevgi” kisvesi altında boğuluyor.
Bak ne diyor toplum :
Çalış çabala, kazan, pişir taşır, sil süpür, büyüt besle bunları yaparken güzel olmayı unutma. Ha ayrıca lütfen ölme. O kurşunlardan kaç bir zahmet vurulma. Sakın kimsenin damarına basma, aman sakın terketme kocanı ayrılma. Çünkü kim bilir ne yaptın da adam seni vurdu deriz. Rolünü iyi kavra, ha yapamıyorsan kadınlığından utan bir zahmet !!!
Biz mi? E biz yapman gerekenleri söyledik işte. Yapmazsan kınarız, ölürsen haklı çıkarız.
İşte bu iç sesi toplumun. Kaç kişinin umrunda bu kadınların canı?
Biz kadınlar artık “neden?” diye sormaktan yorulduk, ölmekten yorulduk.
Yaşamaya çalışmaktan yorulduk.
Kadınlar sokağa çıkarken eteğini düşünmek, gülüşünü tartmak, saatine bakmak zorundalar. Çünkü seni koruması gereken sistem, önce sorgular seni. “Neden oradaydın?”, “Niye tek başınaydın?”, “Ne giyiyordun?”
Cevapları duymalarına hiç gerek yok.
Evde anne, işte çalışan, sokakta hedef, toplumda günahkâr…
Her rol senin üzerine yüklenmiş, ama hiçbirinde hakkın yok.
“Kadın güçlü olmalı” diyorlar ama fazla ileri gitmeni istemiyorlar. “Sesini çıkar” diyorlar ama ilk çığlığında “ahlaksız” diyorlar.
Kadın hem sussun, hem katlansın, hem de yaşasın — ama mümkünse az yaşasın.
Ve erkekler…
Bazıları “erkeklik” denen o sahte tahta çıkmış, ellerinde taş, dillerinde nefret.
Bir kadının gülüşünü sahiplenmek, bedenini kontrol etmek, ruhunu bastırmak onlara göre güç sayılıyor. Oysa bu “güç” değil, en çıplak haliyle korkaklıktır. Gücünü kaybetme korkaklığı. Birkaç iyi adamın da kadınları korumaya sayısı yetmiyor...
Velhasıl; artık yas değil, ses zamanı.
Her öldürülen kadının adını, zihinlere kazıma zamanı.
Çünkü biz kadınlar sadece yaşamak istiyoruz ne eksik, ne fazla.
Yaşamak!
Bir erkeğin iznine, bir toplumun onayına, bir devletin lütfuna muhtaç olmadan.
Ve gerçekten yaşadığımız gün, bu ülke çicek açacak.
Rüya Çakır
#yorgunkadınlarülkesi #ruyacakir
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Rüya Çakır
Yorgun Kadınlar Ülkesi
“Yorgun Kadınların Ülkesi”
Yine bir kadın öldürüldü.
Adı Zehra, Fatma, Merve, Fidan… Fark etmez. Çünkü bu ülkede kadınların isimleri birer “haber başlığına” dönüşüyor artık. Her gün birinin hikâyesi kan içinde, sessizce yere düşüyor. Her gün bir başka kadın, “sevgi” kisvesi altında boğuluyor.
Bak ne diyor toplum :
Çalış çabala, kazan, pişir taşır, sil süpür, büyüt besle bunları yaparken güzel olmayı unutma. Ha ayrıca lütfen ölme. O kurşunlardan kaç bir zahmet vurulma. Sakın kimsenin damarına basma, aman sakın terketme kocanı ayrılma. Çünkü kim bilir ne yaptın da adam seni vurdu deriz. Rolünü iyi kavra, ha yapamıyorsan kadınlığından utan bir zahmet !!!
Biz mi? E biz yapman gerekenleri söyledik işte. Yapmazsan kınarız, ölürsen haklı çıkarız.
İşte bu iç sesi toplumun. Kaç kişinin umrunda bu kadınların canı?
Biz kadınlar artık “neden?” diye sormaktan yorulduk, ölmekten yorulduk.
Yaşamaya çalışmaktan yorulduk.
Kadınlar sokağa çıkarken eteğini düşünmek, gülüşünü tartmak, saatine bakmak zorundalar. Çünkü seni koruması gereken sistem, önce sorgular seni. “Neden oradaydın?”, “Niye tek başınaydın?”, “Ne giyiyordun?”
Cevapları duymalarına hiç gerek yok.
Evde anne, işte çalışan, sokakta hedef, toplumda günahkâr…
Her rol senin üzerine yüklenmiş, ama hiçbirinde hakkın yok.
“Kadın güçlü olmalı” diyorlar ama fazla ileri gitmeni istemiyorlar. “Sesini çıkar” diyorlar ama ilk çığlığında “ahlaksız” diyorlar.
Kadın hem sussun, hem katlansın, hem de yaşasın — ama mümkünse az yaşasın.
Ve erkekler…
Bazıları “erkeklik” denen o sahte tahta çıkmış, ellerinde taş, dillerinde nefret.
Bir kadının gülüşünü sahiplenmek, bedenini kontrol etmek, ruhunu bastırmak onlara göre güç sayılıyor. Oysa bu “güç” değil, en çıplak haliyle korkaklıktır. Gücünü kaybetme korkaklığı. Birkaç iyi adamın da kadınları korumaya sayısı yetmiyor...
Velhasıl; artık yas değil, ses zamanı.
Her öldürülen kadının adını, zihinlere kazıma zamanı.
Çünkü biz kadınlar sadece yaşamak istiyoruz ne eksik, ne fazla.
Yaşamak!
Bir erkeğin iznine, bir toplumun onayına, bir devletin lütfuna muhtaç olmadan.
Ve gerçekten yaşadığımız gün, bu ülke çicek açacak.
Rüya Çakır
#yorgunkadınlarülkesi #ruyacakir