Ebeveynlik, tek bir doğrunun ipinde yürümek midir?
Modern çağ, anne babaları bir maraton koşucusu gibi nefessiz bırakıyor. Her biri, çocuklarını “daha iyi” yetiştirme telaşıyla, toplumun “mükemmel ebeveyn” beklentisini karşılamaya çalışıyor.
Oysa ebeveynler suçlu değil; düzenin dayattığı bitmeyen yarışın sessiz mağdurları. Her hatırlatma biraz daha kaygı, her kıyaslama biraz daha yetersizlik hissi bırakıyor. “Her şeyin en iyisini” sunmaya çalışırken, kendi içlerinde tükeniyorlar.
Modern ebeveynlik, görünmez zincirlerle örülü bir mahkûmiyet belki de. İyi niyetle başlayan “daha iyi yetiştirme” arzusu, bir süre sonra memnun etme çabasına, ardından da kendini tüketen bir fedakârlığa dönüşüyor.
Peki, altın tepside sunulan bunca imkân çocukları gerçekten daha iyi biri mi yapıyor?
Yoksa daha doyumsuz, daha bencil bir neslin zeminini mi hazırlıyoruz?
Şımarık çocukların “tavizkâr ebeveynleri” olarak yaftalanmak kolay. Oysa onlar da bu düzenin mağdurları. Memnun etme çabasıyla iyi yetiştirme kaygısı iç içe geçmiş durumda; her adımda vicdanla toplum arasında sıkışıyorlar.
Artık şunu hatırlamamız gerekiyor:
Ebeveynlik bir yarış değil, bir yolculuktur.
Bu yolculukta değerli olan, kusursuz olmak değil; çocukla insanca bağ kurabilmektir.
Belki de asıl devrim, ebeveynleri kusursuz olmaya zorlayan bu çarkı kırmaktır.
Çocuklarımızı daha çok kurslarla değil, daha çok kalbimizle büyütmektir.
Çünkü hiçbir diploma, hiçbir etkinlik, hiçbir “mükemmel ebeveynlik” reçetesi; bir çocuğun anne babasının yanında kendini değerli, güvende ve sevgiyle sarılmış hissetmesinden daha büyük bir miras bırakamaz.
Sevgili ebeveynler, kim ne derse desin, dönüp kalbinize bakın.
Biz çocuklarımızı bir yarışa yetiştirmiyoruz; onları hayata yetiştiriyoruz.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Rüya Çakır
Modern Ebeveynlik Mağdurları
Modern Ebeveynlik Mağdurları
Rüya Çakır
Ebeveynlik, tek bir doğrunun ipinde yürümek midir?
Modern çağ, anne babaları bir maraton koşucusu gibi nefessiz bırakıyor. Her biri, çocuklarını “daha iyi” yetiştirme telaşıyla, toplumun “mükemmel ebeveyn” beklentisini karşılamaya çalışıyor.
Oysa ebeveynler suçlu değil; düzenin dayattığı bitmeyen yarışın sessiz mağdurları. Her hatırlatma biraz daha kaygı, her kıyaslama biraz daha yetersizlik hissi bırakıyor. “Her şeyin en iyisini” sunmaya çalışırken, kendi içlerinde tükeniyorlar.
Modern ebeveynlik, görünmez zincirlerle örülü bir mahkûmiyet belki de. İyi niyetle başlayan “daha iyi yetiştirme” arzusu, bir süre sonra memnun etme çabasına, ardından da kendini tüketen bir fedakârlığa dönüşüyor.
Peki, altın tepside sunulan bunca imkân çocukları gerçekten daha iyi biri mi yapıyor?
Yoksa daha doyumsuz, daha bencil bir neslin zeminini mi hazırlıyoruz?
Şımarık çocukların “tavizkâr ebeveynleri” olarak yaftalanmak kolay. Oysa onlar da bu düzenin mağdurları. Memnun etme çabasıyla iyi yetiştirme kaygısı iç içe geçmiş durumda; her adımda vicdanla toplum arasında sıkışıyorlar.
Artık şunu hatırlamamız gerekiyor:
Ebeveynlik bir yarış değil, bir yolculuktur.
Bu yolculukta değerli olan, kusursuz olmak değil; çocukla insanca bağ kurabilmektir.
Belki de asıl devrim, ebeveynleri kusursuz olmaya zorlayan bu çarkı kırmaktır.
Çocuklarımızı daha çok kurslarla değil, daha çok kalbimizle büyütmektir.
Çünkü hiçbir diploma, hiçbir etkinlik, hiçbir “mükemmel ebeveynlik” reçetesi; bir çocuğun anne babasının yanında kendini değerli, güvende ve sevgiyle sarılmış hissetmesinden daha büyük bir miras bırakamaz.
Sevgili ebeveynler, kim ne derse desin, dönüp kalbinize bakın.
Biz çocuklarımızı bir yarışa yetiştirmiyoruz; onları hayata yetiştiriyoruz.