SON DAKİKA
Hava Durumu

BİR TUTAM ADALET LÜTFEN

Yazının Giriş Tarihi: 03.06.2026 00:07
Yazının Güncellenme Tarihi: 03.06.2026 09:58

Sosyal medyada, haberlerde ya da günlük hayatta adalet kavramının bazen labirentte yolunu kaybetmiş bir seyyah gibi dolandığını görüyoruz. Neyse ki siyasetin o gri ve gergin sularına girmeden paçaları sıvayabileceğimiz, bizi her zaman iyileştiren muazzam bir sığınağımız var: Edebiyat.


​Kalemle Sallanan Tahtlar

​"Adalet" deyince akla ilk gelen o devasa isimle başlayalım: Victor Hugo. Eğer Hugo, Sefiller’de Jean Valjean’ın çaldığı bir somun ekmek üzerinden adalet sistemini masaya yatırmasaydı, belki de Fransız hukuk sistemi o dönemde vicdan muhasebesi yapma gereği duymayacaktı. Müfettiş Javert karakteriyle bize "Sadece kanunlara körü körüne uymak, adil olmak demek midir?" sorusunu öyle bir sordu ki, toplumsal vicdan adeta yerinden oynadı.

​Bir de bizim buralara, adaleti şiirle tokatlayan Nâmık Kemal’e bakalım. Ne diyordu üstat?

​"Muin-i zalimin dünyada erbab-ı denaettir / Köpektir zevk alan sayyad-ı bi-insafa hizmetten."

(Dünyada zalimin yardımcısı aşağılık kişilerdir; zalime hizmet etmekten zevk alan ancak köpektir.)


​Bu dizeler yazıldığında toplumda yarattığı etkiyi bir düşünün. Edebiyat, mahkeme salonlarının tavanından çok daha yüksek bir tavanı olan "insanlık mahkemesini" kurmuştur her zaman. Franz Kafka’nın Dava’sını okuyup da o bürokratik, neyle suçlandığını bile bilmediğimiz absürt adalet sistemine karşı günümüz dünyasından bir tanıdıklık hissetmeyen var mı aramızda? Kafka bize onlarca yıl öncesinden bugünün kaotik sistemlerine esprili ama bir o kadar da ürpertici bir ayna tutmuştu aslında.

​Ahlak Olmadan Adalet

​Şimdi gelelim madalyonun diğer yüzüne: Ahlak. Günümüzde adalet kavramı sadece "hukuki bir prosedür" zannediliyor. Oysa ahlakın olmadığı yerde adalet, sadece kağıt üzerinde kalan kuru bir maddeden ibarettir. Hani derler ya, "Yasal olan her şey ahlaki değildir." Tam olarak öyle.

​Ahlak ve adalet, edebiyatın en sevdiği o ayrılmaz ikilidir. Dostoyevski, Suç ve Ceza’da Raskolnikov’a cinayeti işlettikten sonra ona en büyük cezayı Sibirya’daki mahkemeler eliyle değil, kendi içindeki ahlak ve vicdan azabıyla çektirmiştir. Yani dememiz o ki sevgili okur; kanundan kaçabilirsiniz, arkası kuvvetli bir tanıdık bulup sıyrılabilirsiniz (günümüz dünyasının kulakları çınlasın) ama ahlakın ve edebiyatın kurduğu o iç mahkemeden asla beraat edemezsiniz.

​ Teraziyi Yağlamak Gerek

​Edebiyatın adalet arayışı bize her zaman şunu sunar: Kanunlar serttir, kırılabilir; ama edebiyatın ve ahlakın şekillendirdiği adalet duygusu esnektir, insanidir ve en önemlisi şifalıdır.

​Bugünlerde adalet sisteminde yaşanan küçük (!) kaoslara, havada uçuşan iddialara ve şaşkınlıkla izlediğimiz kararlara bakıp enseyi karartmayalım. Unutmayalım ki, dünyanın en iyi hukuk metinlerini yazanlar değil, insanlığın vicdanını yazan Shakespeare’ler, Tolstoy’lar, Yaşar Kemal’ler kazandı sonunda.

​Adalet terazinizin ahlak kefesi hep dolu, kitaplığınız hep zengin kalsın. Zira, adalet mülkün temelidir elbette ama o temele harcı karan her zaman vicdandır!

RÜYA ÇAKIR

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.