Yıl geçişlerini önemseyenler ve önemsemeyenler tarafında yerinizi aldınız mı? Yoksa ikisinin arasında durup, geçen yıla şöyle bir bakış atanlardan mısınız?
Son yıllarda hayat hızlanmayı ve koşmayı öğretti bize. Tabii bu hızın içinde ''üzül, kırıl ve devam et'' demeyi de ihmal etmedi. Yani engelleri halletmeyi, yok etmeyi değil de üstünden atlamayı öğrendik. Hızlı olmak zorundayız çünkü yavaşlayan düşer.
Hızın kutsandığı bir çağda yavaşlamayı, çokluğun içinde seçmeyi, gürültüde susmayı öneriyor. Belki devrim değil ama netlik vadediyor.
Kırıldık, vazgeçtik, yeniden denedik. Bazı hayaller küçüldü, bazıları yok oldu. Bazı insanlardan uzaklaştık, bazılarıyla yakınlaştık, bazılarını kaybettik. Bir şeyler olur gibi oldu ama olmadı. Olmazlar oldu. Listeye istediğinizi ekleyebilirsiniz ama sahici bir yerden soralım kendimizde; Gerçekte neye ihtiyacımız var? Neleri beslemek istiyoruz? Hangi yük artık bize ait değil?
Mucizeler yerine denge dilemediğimizde, bozulmuş olarabilir dengeler?
Belki de büyümek, her şeyi başarmak değil; bazı şeylerden zamanında vazgeçmektir. Büyük mutluluklar değil, küçük ama gerçek anlardır. Daha fazla anlatmak değil, daha çok anlamaktır. Konuşmak değil, susmaktır. Büyümek, bakış açını değiştirmektir.
Artık gelecek fikri eskisi kadar uzak değil ve hatta hızla gelecekten geçiyoruz. Dönüp baktığımızda, dün gibi gelen çoğu şeyin üstünden 5 yıl-10 yıl geçmiş. Hem her şey hızla değişiyor, hem de her şey aynı kalıyor. Zamanla yarışırken hep zaman bizi solluyor. Yeniliyoruz, yenileniyoruz, unutuyoruz, büyüyoruz. Süreçlerden geçiyoruz, bazen tökezliyoruz ama sanki bir şekilde iyi iş çıkarıyoruz. Elbet her yapılanın meyvesi olacaktır. Bu meyvelerin sağlam ya da çürük çıkması ektiklerimizle ilgili olsa da, süreçlerin ve şansın da bir miktar etkisi var.
Endişeye mahal yok, her iş olacağına varır. Hem ne demiş atalarımız; ''Ilıya ılıya yaz, soğuya soğuya kış gelir.'' Bu manada avantajlı bir coğrafyadayız. Çünkü atalarımız sağ olsunlar her şeyi deneyimleyip, derlemişler. Bir fizlozof gibi yorumladıkları bu sözlerle, bize cepte taşımalık mini tecrübeler hazırlamışlar :)
Velhasılkelam 2026 belki her şeyi değiştirmeycek ama bakış açımızı değiştirebilir. Ve bazen insanın hayatını dönüştüren şey tam da budur. Aynı yerde durup, daha sakin ve daha gerçek bir gözle bakabilmek.
Hoşgeldin 2026 ...
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Rüya Çakır
2026
Yıl geçişlerini önemseyenler ve önemsemeyenler tarafında yerinizi aldınız mı? Yoksa ikisinin arasında durup, geçen yıla şöyle bir bakış atanlardan mısınız?
Son yıllarda hayat hızlanmayı ve koşmayı öğretti bize. Tabii bu hızın içinde ''üzül, kırıl ve devam et'' demeyi de ihmal etmedi. Yani engelleri halletmeyi, yok etmeyi değil de üstünden atlamayı öğrendik. Hızlı olmak zorundayız çünkü yavaşlayan düşer.
Hızın kutsandığı bir çağda yavaşlamayı, çokluğun içinde seçmeyi, gürültüde susmayı öneriyor. Belki devrim değil ama netlik vadediyor.
Kırıldık, vazgeçtik, yeniden denedik. Bazı hayaller küçüldü, bazıları yok oldu. Bazı insanlardan uzaklaştık, bazılarıyla yakınlaştık, bazılarını kaybettik. Bir şeyler olur gibi oldu ama olmadı. Olmazlar oldu. Listeye istediğinizi ekleyebilirsiniz ama sahici bir yerden soralım kendimizde; Gerçekte neye ihtiyacımız var? Neleri beslemek istiyoruz? Hangi yük artık bize ait değil?
Mucizeler yerine denge dilemediğimizde, bozulmuş olarabilir dengeler?
Belki de büyümek, her şeyi başarmak değil; bazı şeylerden zamanında vazgeçmektir. Büyük mutluluklar değil, küçük ama gerçek anlardır. Daha fazla anlatmak değil, daha çok anlamaktır. Konuşmak değil, susmaktır. Büyümek, bakış açını değiştirmektir.
Artık gelecek fikri eskisi kadar uzak değil ve hatta hızla gelecekten geçiyoruz. Dönüp baktığımızda, dün gibi gelen çoğu şeyin üstünden 5 yıl-10 yıl geçmiş. Hem her şey hızla değişiyor, hem de her şey aynı kalıyor. Zamanla yarışırken hep zaman bizi solluyor. Yeniliyoruz, yenileniyoruz, unutuyoruz, büyüyoruz. Süreçlerden geçiyoruz, bazen tökezliyoruz ama sanki bir şekilde iyi iş çıkarıyoruz. Elbet her yapılanın meyvesi olacaktır. Bu meyvelerin sağlam ya da çürük çıkması ektiklerimizle ilgili olsa da, süreçlerin ve şansın da bir miktar etkisi var.
Endişeye mahal yok, her iş olacağına varır. Hem ne demiş atalarımız; ''Ilıya ılıya yaz, soğuya soğuya kış gelir.'' Bu manada avantajlı bir coğrafyadayız. Çünkü atalarımız sağ olsunlar her şeyi deneyimleyip, derlemişler. Bir fizlozof gibi yorumladıkları bu sözlerle, bize cepte taşımalık mini tecrübeler hazırlamışlar :)
Velhasılkelam 2026 belki her şeyi değiştirmeycek ama bakış açımızı değiştirebilir. Ve bazen insanın hayatını dönüştüren şey tam da budur. Aynı yerde durup, daha sakin ve daha gerçek bir gözle bakabilmek.
Hoşgeldin 2026 ...