SON DAKİKA
Hava Durumu

Özgüveni Doğru Tanımlıyor muyuz?

Yazının Giriş Tarihi: 04.04.2026 16:36
Yazının Güncellenme Tarihi: 04.04.2026 16:36

Özgüveni Doğru Tanımlıyor muyuz?

Özgüven, çağımızın en çok yüceltilen kavramlarından biri. Ancak yaygın anlamı ile gerçek tanımı arasındaki fark, düşündüğümüzden çok daha derindir.

Özgüvenin asıl kaynağı, dış dünyadan alınan onaylarla şekillenen şişirilmiş bir algı değil; insanın kendi iç gerçekliğiyle kurduğu barıştır.
Özgüven, kişinin kendi doğasını tanıması, kabul etmesi ve olduğu haliyle takdir edebilmesidir. Kendi bütünlüğünden memnun olabilmesi… ve aynı kabul alanını başkalarına da açabilmesidir.

Kıskançlık, çoğu zaman rekabetten çok kırılganlığın işaretidir. Başkalarını küçümsemek ya da aşağılamak ise özgüvenin değil, örtülmeye çalışılan bir kompleksin yansımasıdır.

Gerçeği olduğu gibi kabul etmek, hem özgürlüğün hem de değişimin başladığı zemindir. Sağlam zemine basan birey yol alır; gerçeğin üzerine yükselen ise yeni ufuklara açılır.

Bugün “özgüven” adı altında inşa edilen birçok benlik yapısı aslında kırılgandır. Çünkü bu yapı, gücünü “en olma” arzusundan alır. Oysa insan doğası gereği her alanda en olamaz. Böyle bir zorunluluk da yoktur.
Ancak kişi benliğini bu zemine kurduğunda, karşısına çıkan her güçlü figür bir tehdit haline gelir. Çünkü o sahte denge, en küçük sarsıntıda çatlamaya mahkûmdur.

“Ayna ayna söyle bana, var mı benden daha güzeli bu dünyada?”

Masaldaki kraliçe, mutluluğunu “en güzel” olma fikrine bağlamıştı. Ve daha güzel biri ortaya çıktığında onu yok etmek zorundaydı. Çünkü kendi değerini dönüştürebileceği bir iç kaynağa sahip değildi; dış dünyayla kurduğu bağ da rekabetten öteye geçemiyordu.

Gerçek hayatta kimseyi yok ederek var olunmaz. Ancak bu zihinsel yapı, sosyal ve profesyonel ilişkilerde sıkça karşımıza çıkar.
Masallar gerçek değildir; fakat bir gerçeği anlatır. Abartılı kurgular, gündelik hayatta fark etmeden normalleştirdiğimiz çarpık algıları görünür kılmak içindir. Önemli olan, masalın işaret ettiği dinamiği fark edebilmektir.

Gerçek özgüven, özüne duyulan sessiz, dingin ve sarsılmaz bir güvendir.
İnandığın şeyle savaşmazsın. Kanıt aramazsın. Sürekli ispat çabasına girmezsin. Sadece bilirsin… ve sahip çıkarsın.

Oysa özgüven gibi görünen “en olma” hali, bitmeyen bir ispat ve yıkım döngüsü üretir. Sürekli üstün gelme ihtiyacı, başkalarını bastırma eğilimi ve tahammülsüzlük…
Bunlar özgüven değil, özün savunmasız kalmış halidir. Ve çoğu zaman başkalarının varlığına tahammül edemeyen bir iç kırılganlığın dışa vurumudur.

Ve bazen gerçeği görmek için tek bir cümle yeterlidir:

Kral çıplak…
ve kendin olmak, en büyük özgürlüktür.

Psikolog Hanife KOŞAR

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.