SON DAKİKA
Hava Durumu

Babalar Günü Hediyesi

Yazının Giriş Tarihi: 11.06.2026 00:00
Yazının Güncellenme Tarihi: 11.06.2026 00:00

Ebeveynler çocuklarının büyüme yolculuklarına tanıklık ederken, evlatları da onların ruhsal hikâyelerini okurlar…

Babam idealist bir öğretmendi. Hani şu marka değerindeki Öğretmen Okulu mezunlarından. Ama insanın ruhunda da öğretmek olmalı ki eğitim gerçek anlamda ruhlara dokunabilsin. Hayat sadece kitabın sayfasını açmakla olmuyor; ufuk açması gerekiyor.

Bugün bir psikolog, yazar, kuramcı ve oyun tasarımcısı olarak geldiğim yola ışık tutan, geliştirdiğim birçok yaklaşımın ardındaki hikâyeyi anlatmak istiyorum. Bazen tek bir öğreti, bir yüksek lisans programından çok daha derin izler bırakabilir; insanın ruhsal genlerine işleyebilir.

Şimdi sizi bu ilham verici hikâyeye davet ediyorum.

Ve umarım dinleyeceğiniz bu küçük mucize, duyulmamış sayısız hikâyenin kahramanı olmanız için sizin de yolunuza ışık tutar…

Eskiden okuma yazmayı sökemeyen çocuklar sınıfta kalıyordu. Adına “Ali” diyeceğim çocuk da okumayı sökemediği için yıllardır birinci sınıfı tekrar ediyordu.

Yeni eğitim yılı başlarken bir köy okulunun müdür odasında sınıflar hummalı bir şekilde dağıtılıyordu. Öğretmenler Ali’nin sınıfını almamak için adeta yarışıyor, memnuniyetsizliklerini açıkça dile getiriyorlardı.

Çocuk küfür ediyormuş. Dersi dinlemiyormuş. Kurallara uymuyormuş.

Uğultuların arasında babam onları sessizce dinlemiş, şaşkınlıkla izlemiş.

Sonunda daha fazla dayanamayıp benim için tarihi olan o konuşmayı yapmış:

“Arkadaşlar, biz öğretmen değil miyiz? Görevimiz öğretmek değil mi? Küçük bir çocuktan bu kadar korkmanız yazık değil mi? Verin bana onun sınıfını.”

Ve babam o sınıfı almış.

Ali gerçekten de sadece küfrediyormuş.

Konuşma becerileri sınırlıymış. Uyumsuz, ciddiyetsiz ve boyu posu dışında görünür bir gelişim göstermiyormuş. Üstelik okuma yazmayı öğrenmeye de hiç niyeti yokmuş.

Şimdi sizden, benim yaratıcı zihnimin temel taşlarından biri olduğunu düşündüğüm bu eğitsel yaklaşımı dikkatle dinlemenizi ve içindeki yalın ama dahiyane sırrı fark etmenizi rica ediyorum.

Babam bir gün ona şöyle demiş:

“Oğlum, sen şu sevdiğin küfürleri yazmak, sonra da yazdıklarını okumak istemez misin?”

Ali bu ilginç teklifi duyunca hevesle kabul etmiş. Haftalarca küfür yazma denemeleri yapmış. Sonunda okumayı sökmüş. Üstelik çok da eğleniyormuş.

Sık sık öğretmeninin yanına gelip:

“Şimdi ne yazacağız öğretmenim?” diye soruyormuş.

Bu süreçte Ali’nin babası okula gelmiş. Kendisinin ve Ali’nin dedesinin de okuma yazma bilmediğini, ailelerinde bunun irsi bir durum olduğunu söyleyerek babamı vazgeçirmeye çalışmış.

Babam ise asli görevine devam etmiş. İnandığı doğrudan şaşmamış.

İşte bu hikâye bana bilimin bazen okyanustaki bir damla kadar mütevazı kalabildiğini, insanı anlamanın ise sezgisel ve ruhsal bir derinlik gerektirdiğini öğretti.

Hayatım boyunca en çok anlattığım ve anlatmaktan hiç sıkılmadığım hikâye budur.

Çünkü bu hikâyedeki dersin, hepimizin hayatının bir yerinde karşısına çıktığını düşünüyorum.

Peki buradaki sır neydi?

Küfür etmenin yanlış olduğunu hepimiz biliriz. Ama Ali ne yaşıyordu da yalnızca buna tutunmuştu? Neden kendine ait bir yer bulabildiği tek ilgi alanı küfürdü?

Babam davranışın arkasındaki insana bakmayı seçmişti. Onun varoluşuna saygıyı ihmal etmeden derdine el uzatmıştı. Hayatla kurduğu bağı koparmamış, onun diliyle onun dünyasına seslenmiş ve o köprüde onunla buluşmaya cesaret etmişti.

Onu ürkütmeden elinden tutmuş ve diğer yakaya geçirmeyi başarmıştı.

Bazen bir yöntem literatüre geçmemiş olabilir. Ama hayatın temel yasaları ruhunuzda samimiyetle çalışıyorsa, çözüm çoğu zaman en doğal ve en insani yerden gelir.

Belki de herkes Ali kadar şanslı olmayabilir diye paylaşmak istedim bu hikâyeyi.

Karanlık ve çaresiz dünyalara yargıyla değil, ilhamla bakmamın sebebi budur.

Bu hikâye benim için sadece bir çocukluk anısı değil, bir yaşam öğretisidir.

Ruhsal olarak kaybolmuş tüm çocuklar adına bu hikâyeyi sizlere emanet ediyorum.

Siz de bir çocuğun eli olun.

Hikâyesi duyulmamış bir çocuğun kahramanı olun.

Çünkü bazen bir çocuğun hayatını değiştiren şey, ona doğruyu öğretmek değil; onun dünyasına açılan doğru kapıyı bulabilmektir.

Babalar Günün kutlu olsun babacığım.

Bana yalnızca okumayı değil, insanı okumayı da öğrettiğin için teşekkür ederim.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.