SON DAKİKA
Hava Durumu

Habil Miyiz Kabil Mi?

Yazının Giriş Tarihi: 01.01.2026 20:20
Yazının Güncellenme Tarihi: 01.01.2026 20:42

Tercihlerimizle Dokuduğumuz Kader: Habil miyiz, Kabil mi?

İnsan bazen durup sormalı kendine: "Bir iyilik yaptığımda, bunu gerçekten ne için yapıyorum?" Eğer sadece bir başkası için yapıyorsak, karşılık bulamadığımızda pişmanlık kapımızı çalabilir. Kendimiz için yapıyorsak, egonun tatmini geçtiğinde yine o huzursuzluk belirebilir. Ancak bir değer için, inandığımız o sarsılmaz hakikat için yapıyorsak; işte o zaman pişmanlık uğramaz semtimize. İç huzuru, bir zırh gibi sarar ruhumuzu.

Hayat sahnesinde iki temel fıtratın mücadelesini izliyoruz: Bir yanda cana hürmetkar, şerden imtina eden, varlığı şifa olan "Adem evlatları"; diğer yanda ise ziyankâr, zulmetmeyi fıtrat edinmiş, hayırdan nasiplenmemiş bedbahtlar. Hakikat şudur ki: Habil’den Kabil, Kabil’den Habil olmaz. Çünkü öz, nihayetinde kendi mecrasına akar.

İradenin Sınandığı Eşik

Hepimiz anne rahminde birer "kıymetli emanet" olarak bekledik. Dünyaya geldiğimizde masumduk. Milliyetimizi, rengimizi, ailemizi biz seçmedik; bir takdirin içinde gözlerimizi açtık. Çocukluğumuzda ise doğrularımız, rol modellerimizin bize çizdiği sınırlardan ibarettir.

Ancak ne zaman ki akıl baliğ olduk, ne zaman ki iyiyi kötüden ayıracak o büyük mahkemeyi kendi içimizde kurmaya başladık; işte o an alternatifler belirdi önümüzde. Cüzi irade dediğimiz o büyük sorumluluk, omuzlarımıza bindi.

Önümüzde hep iki yol vardı:

• Ya aslına sadık kalıp "eşref-i mahlukat" (yaratılmışların en şereflisi) olarak kalmak için zahmetlere göğüs germek,

• Ya da Kabil’in o aldatıcı, parlak ama sonu karanlık yollarına sapıp "esfel-i safilin" (sefillerin en sefili) olmak.

Yaşamın Tercih Durakları

Hayat bize her an yeni bir tercih hakkı sunar. Ana babasının rızasını alan bir evlat olmakla isyankâr bir zalim olmak arasında; vatanı için tankın önüne yatmakla menfaati için ihanet etmek arasında; din adına nefret saçmakla yaşayarak gönül kazanmak arasında hep o ince çizgi vardır.

Mazlum kalmayı, zalim olmaya tercih edebiliyor muyuz? Kendi doğrumuzun dışındaki doğruları da görüp anlayışla karşılayabiliyor muyuz? İşte mesele buradadır.

Akıbetimiz Tercihlerimizde Gizli

Bizler, meleklerin secde ettiği o yüce makamın ve kibirli şeytanın düşman bellediği Adem’in soyuyuz. Bu dünya hayatında Habil ya da Kabil olmak, sadece bir isim meselesi değil, bir istikamet meselesidir.

Yolumuzu ve akıbetimizi belirleyen, bu alternatifler arasındaki tercihlerimizdir. Nihayetinde sorulacak soru şudur: Lanetle anılanlardan mı olacağız, yoksa rahmetle yad edilenlerden mi? Kendi doğrularımızın ötesine geçip bir "gönül insanı" olarak yaşayabiliyorsak, ne mutlu bize

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.