Gıybetin makbul, dürüstlüğün "enayi"lik sayıldığı; ak ile karanın birbirine karıştığı bir devrin içindeyiz. İnsanlık, kimsesizler mezarlığına defnedildi de ağlayanı yok.
Günlük yaşamda müşahede ettiğimiz olaylar karşısında artık sadece şaşırmıyoruz, aynı zamanda korkunç bir hızla duyarsızlaşıyoruz. "İnsanlığın çivisi çıktı" cümlesi, ağzımızda pelesenk olmuş bir deyim değil, acı bir gerçeklik artık. Ayrıldığı eşini sokak ortasında katledenler, yol vermediği gerekçesiyle muhatabını kurşun yağmuruna tutanlar, hiçbir pişmanlık duymadan bir canlının yaşamına son verenler...
Ameliyathanede ter döken hekimi darp etmeyi "hak" gören, borcunu ödemediği gibi bir de hesap soran, emanete hıyanet edip yalanla kendine yol açan bir zihniyetin kuşatması altındasınız. Kul hakkı yemenin yüz kızartmadığı, başkasını yok saymanın ve ahmak yerine koymanın "uyanıklık" olarak pazarlandığı bu tabloda; sadece insanlar değil, doğa ve hayvanlar da nasibini alıyor. Köpeğini arabasının arkasında sürükleyen o el ile yeşili katleden, dünyayı yaşanmaz hale getiren o hırs aynı karanlıktan besleniyor.
Ak ile Kara Yer Değiştirdi
Sahi, ahlak ölünce bize ne oldu? Dengelerimiz öyle bir bozuldu ki, artık kavramlar bile aslından utanır hale geldi. Bir cana kıyan "cesur" yaftası yerken, bir cana can olmaya çalışan "dayaklık" oldu. Aldatanın zekâsı alkışlanırken, aldanan "ahmak" yerine kondu. Yalan söyleyen mazlum maskesi takarken, hakkı haykıran zalim sayıldı.
Rüşvet alanın "mahir", tepki gösterenin "beceriksiz" olduğu bir düzende; Karun gibi zenginler baş tacı edilirken, ihtiyaç sahibi fakire burun kıvrıldı. Nüfuzlu kişilerin eli öpüldü, yetimler itilip kakıldı. Gıybet, dedikodu, teşhircilik ve riyakarlık "makbul" değerler sınıfına yükselirken; dürüstlük, mütevazılık ve doğruluk "tu kaka" oldu.
Gömüldüğümüz Yer: Kimsesizler Mezarlığı
Hasılı; kara ak oldu, ak ise kara... Bizler bu değerler erozyonunda birer hilkat garibesine dönüştük. İnsanlığın ar damarı çatladı, ahlak öldü. Ne acıdır ki bu cenazenin ne ağıtını tutan oldu ne de kaldırmaya niyetlenen... Bu yüzden sessiz sedasız kimsesizler mezarlığına defnedildi insanlık.
Kimse kusura bakmasın ama bu sadece bir sitem değil, bir taziye ilanıdır:
Toplumun başı sağ olsun.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Gültekin Kutsal
Ahlakın Cenaze Namazı
Gıybetin makbul, dürüstlüğün "enayi"lik sayıldığı; ak ile karanın birbirine karıştığı bir devrin içindeyiz. İnsanlık, kimsesizler mezarlığına defnedildi de ağlayanı yok.
Günlük yaşamda müşahede ettiğimiz olaylar karşısında artık sadece şaşırmıyoruz, aynı zamanda korkunç bir hızla duyarsızlaşıyoruz. "İnsanlığın çivisi çıktı" cümlesi, ağzımızda pelesenk olmuş bir deyim değil, acı bir gerçeklik artık. Ayrıldığı eşini sokak ortasında katledenler, yol vermediği gerekçesiyle muhatabını kurşun yağmuruna tutanlar, hiçbir pişmanlık duymadan bir canlının yaşamına son verenler...
Ameliyathanede ter döken hekimi darp etmeyi "hak" gören, borcunu ödemediği gibi bir de hesap soran, emanete hıyanet edip yalanla kendine yol açan bir zihniyetin kuşatması altındasınız. Kul hakkı yemenin yüz kızartmadığı, başkasını yok saymanın ve ahmak yerine koymanın "uyanıklık" olarak pazarlandığı bu tabloda; sadece insanlar değil, doğa ve hayvanlar da nasibini alıyor. Köpeğini arabasının arkasında sürükleyen o el ile yeşili katleden, dünyayı yaşanmaz hale getiren o hırs aynı karanlıktan besleniyor.
Ak ile Kara Yer Değiştirdi
Sahi, ahlak ölünce bize ne oldu? Dengelerimiz öyle bir bozuldu ki, artık kavramlar bile aslından utanır hale geldi. Bir cana kıyan "cesur" yaftası yerken, bir cana can olmaya çalışan "dayaklık" oldu. Aldatanın zekâsı alkışlanırken, aldanan "ahmak" yerine kondu. Yalan söyleyen mazlum maskesi takarken, hakkı haykıran zalim sayıldı.
Rüşvet alanın "mahir", tepki gösterenin "beceriksiz" olduğu bir düzende; Karun gibi zenginler baş tacı edilirken, ihtiyaç sahibi fakire burun kıvrıldı. Nüfuzlu kişilerin eli öpüldü, yetimler itilip kakıldı. Gıybet, dedikodu, teşhircilik ve riyakarlık "makbul" değerler sınıfına yükselirken; dürüstlük, mütevazılık ve doğruluk "tu kaka" oldu.
Gömüldüğümüz Yer: Kimsesizler Mezarlığı
Hasılı; kara ak oldu, ak ise kara... Bizler bu değerler erozyonunda birer hilkat garibesine dönüştük. İnsanlığın ar damarı çatladı, ahlak öldü. Ne acıdır ki bu cenazenin ne ağıtını tutan oldu ne de kaldırmaya niyetlenen... Bu yüzden sessiz sedasız kimsesizler mezarlığına defnedildi insanlık.
Kimse kusura bakmasın ama bu sadece bir sitem değil, bir taziye ilanıdır:
Toplumun başı sağ olsun.