“Size gelmeden önce son birkaç gün iyice yedim hocam.”
Bir diyetisyen olarak bu cümleleri neredeyse her gün duyuyorum. Farklı kişiler, farklı hayatlar, farklı hikâyeler… Ama erteleme nedenleri çoğu zaman birbirine çok benziyor.
Çünkü çoğumuz sağlıklı beslenmeye başlamak için doğru zamanı bekliyoruz.
Daha sakin bir dönem…
Daha az stresli bir hafta…
Pazartesi…
Ayın ilk günü…
Yeni yıl…
Oysa gözden kaçırdığımız önemli bir gerçek var: Sağlığımız takvimle çalışmıyor.
Vücudumuz pazartesinin gelmesini beklemiyor.
Yediğimiz her öğün, seçtiğimiz her besin ve hatta ağzımıza attığımız her lokma metabolizmamız üzerinde bir etki oluşturuyor. Kan şekeri dengemizden bağırsak sağlığımıza, enerji seviyemizden uyku kalitemize kadar birçok sistem verdiğimiz küçük kararların toplamından etkileniyor.
İşte bu nedenle beslenmede en önemli zaman yarın değil, bir sonraki lokmadır.
Davranış bilimleri bize insanların yeni bir hafta, yeni bir ay veya yeni bir yıl gibi dönemleri “temiz bir başlangıç” fırsatı olarak gördüğünü söylüyor. Bu nedenle birçok kişi değişimi pazartesiye erteliyor. Ancak araştırmalar gösteriyor ki kalıcı davranış değişikliğini sağlayan şey büyük kararlar değil, sürdürülebilir küçük seçimlerdir.
Ne yazık ki birçok kişi beslenmeyi ya tamamen doğru ya da tamamen yanlış olarak değerlendiriyor.
Sabah simit yediği için öğlen de kontrolü bırakıyor.
Akşam tatlı yediği için günü tamamen kaybettiğini düşünüyor.
Hafta sonu kaçamak yaptığı için pazartesiye kadar dikkat etmenin anlamsız olduğuna inanıyor.
Bu düşünce şekli psikolojide “ya hep ya hiç” yaklaşımı olarak tanımlanır ve sağlıklı yaşam yolculuğundaki en büyük engellerden biridir.
Oysa bir öğün her şeyi bozmaz.
Tıpkı bir öğünün her şeyi düzeltemeyeceği gibi.
Önemli olan sonraki seçimdir.
Önemli olan bir sonraki lokmadır.
Çünkü sağlık da hastalık da çoğu zaman tek bir davranışın değil, tekrar eden davranışların sonucudur.
Nasıl ki bir gün sağlıklı beslenmekle tüm sorunlar çözülmüyorsa, bir gün fazla yemekle de kilo alınmaz. Ancak her gün yapılan küçük seçimler zamanla büyük sonuçlar oluşturur.
Damlaya damlaya göl olur sözü tam da bunun için geçerlidir.
Fazladan tüketilen her paketli ürün, her şekerli içecek, her kontrolsüz porsiyon zaman içinde birikerek sağlığımızı etkileyebilir.
Aynı şekilde her sebze tercihi, her dengeli öğün, her yeterli su tüketimi ve her bilinçli seçim de zamanla sağlığımıza yatırım yapar.
Kısacası, zararlar nasıl birikiyorsa faydalar da birikir.
Bilimsel çalışmalar, yaşam tarzında yapılan küçük ama sürdürülebilir değişikliklerin uzun vadede kilo kontrolünden kalp-damar sağlığına, diyabet riskinden yaşam kalitesine kadar birçok alanda önemli faydalar sağladığını göstermektedir. Başarıyı belirleyen şey kusursuz olmak değil, istikrarlı olmaktır.
Bu yüzden öğle yemeğinde fazla kaçırdıysanız akşamı dengeleyin.
Akşam fazla kaçırdıysanız ertesi sabah yeniden denge kurun.
Tatilde planınız bozulduysa dönüşte pazartesiyi değil, bir sonraki öğünü hedefleyin.
Çünkü değişim pazartesi günü başlamaz.
Değişim bir sonraki lokmada başlar.
Çünkü sağlıklı yaşam bir başlangıç çizgisi değil, sürekli devam eden bir yolculuktur.
Ve unutmayın; vücudunuz pazartesiyi beklemez. Ona yaptığınız her iyi yatırımın karşılığını vermeye bugünden başlar.
Sağlıklı yaşam yarın başlayacak bir proje değildir; bir sonraki lokmada verdiğiniz karardır.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Bengisu Çetiner Okşin
Bir Sonraki Lokmanın Gücü
Bir Sonraki Lokmanın Gücü
“Bu hafta çok yoğun geçti, pazartesi başlarım.”
“Şu tatil bir bitsin, sonra dikkat edeceğim.”
“Bugün zaten kaçtı, yarın tertemiz başlarım.”
“Size gelmeden önce son birkaç gün iyice yedim hocam.”
Bir diyetisyen olarak bu cümleleri neredeyse her gün duyuyorum. Farklı kişiler, farklı hayatlar, farklı hikâyeler… Ama erteleme nedenleri çoğu zaman birbirine çok benziyor.
Çünkü çoğumuz sağlıklı beslenmeye başlamak için doğru zamanı bekliyoruz.
Daha sakin bir dönem…
Daha az stresli bir hafta…
Pazartesi…
Ayın ilk günü…
Yeni yıl…
Oysa gözden kaçırdığımız önemli bir gerçek var: Sağlığımız takvimle çalışmıyor.
Vücudumuz pazartesinin gelmesini beklemiyor.
Yediğimiz her öğün, seçtiğimiz her besin ve hatta ağzımıza attığımız her lokma metabolizmamız üzerinde bir etki oluşturuyor. Kan şekeri dengemizden bağırsak sağlığımıza, enerji seviyemizden uyku kalitemize kadar birçok sistem verdiğimiz küçük kararların toplamından etkileniyor.
İşte bu nedenle beslenmede en önemli zaman yarın değil, bir sonraki lokmadır.
Davranış bilimleri bize insanların yeni bir hafta, yeni bir ay veya yeni bir yıl gibi dönemleri “temiz bir başlangıç” fırsatı olarak gördüğünü söylüyor. Bu nedenle birçok kişi değişimi pazartesiye erteliyor. Ancak araştırmalar gösteriyor ki kalıcı davranış değişikliğini sağlayan şey büyük kararlar değil, sürdürülebilir küçük seçimlerdir.
Ne yazık ki birçok kişi beslenmeyi ya tamamen doğru ya da tamamen yanlış olarak değerlendiriyor.
Sabah simit yediği için öğlen de kontrolü bırakıyor.
Akşam tatlı yediği için günü tamamen kaybettiğini düşünüyor.
Hafta sonu kaçamak yaptığı için pazartesiye kadar dikkat etmenin anlamsız olduğuna inanıyor.
Bu düşünce şekli psikolojide “ya hep ya hiç” yaklaşımı olarak tanımlanır ve sağlıklı yaşam yolculuğundaki en büyük engellerden biridir.
Oysa bir öğün her şeyi bozmaz.
Tıpkı bir öğünün her şeyi düzeltemeyeceği gibi.
Önemli olan sonraki seçimdir.
Önemli olan bir sonraki lokmadır.
Çünkü sağlık da hastalık da çoğu zaman tek bir davranışın değil, tekrar eden davranışların sonucudur.
Nasıl ki bir gün sağlıklı beslenmekle tüm sorunlar çözülmüyorsa, bir gün fazla yemekle de kilo alınmaz. Ancak her gün yapılan küçük seçimler zamanla büyük sonuçlar oluşturur.
Damlaya damlaya göl olur sözü tam da bunun için geçerlidir.
Fazladan tüketilen her paketli ürün, her şekerli içecek, her kontrolsüz porsiyon zaman içinde birikerek sağlığımızı etkileyebilir.
Aynı şekilde her sebze tercihi, her dengeli öğün, her yeterli su tüketimi ve her bilinçli seçim de zamanla sağlığımıza yatırım yapar.
Kısacası, zararlar nasıl birikiyorsa faydalar da birikir.
Bilimsel çalışmalar, yaşam tarzında yapılan küçük ama sürdürülebilir değişikliklerin uzun vadede kilo kontrolünden kalp-damar sağlığına, diyabet riskinden yaşam kalitesine kadar birçok alanda önemli faydalar sağladığını göstermektedir. Başarıyı belirleyen şey kusursuz olmak değil, istikrarlı olmaktır.
Bu yüzden öğle yemeğinde fazla kaçırdıysanız akşamı dengeleyin.
Akşam fazla kaçırdıysanız ertesi sabah yeniden denge kurun.
Tatilde planınız bozulduysa dönüşte pazartesiyi değil, bir sonraki öğünü hedefleyin.
Çünkü değişim pazartesi günü başlamaz.
Değişim bir sonraki lokmada başlar.
Çünkü sağlıklı yaşam bir başlangıç çizgisi değil, sürekli devam eden bir yolculuktur.
Ve unutmayın; vücudunuz pazartesiyi beklemez. Ona yaptığınız her iyi yatırımın karşılığını vermeye bugünden başlar.
Sağlıklı yaşam yarın başlayacak bir proje değildir; bir sonraki lokmada verdiğiniz karardır.