SON DAKİKA
Hava Durumu

Türk Kimliği Aşınırsa, Türkiye Çözülür

Yazının Giriş Tarihi: 03.05.2026 16:52
Yazının Güncellenme Tarihi: 03.05.2026 17:04

3 Mayıs gibi günler, sadece hatırlamak için değil, yüzleşmek içindir. Çünkü gerçek şu ki bir kimlik korunmazsa silinir. Bir değer yaşatılmazsa unutulur. Ve bir millet, kendi köklerine sahip çıkmazsa başkalarının hikâyesinin parçası haline gelir.

Türk kimliğini yaşatan şey geleneklerdir, dildir, aile yapısıdır, eğitimdir. Bunlar zayıfladığında kimlik de zayıflar. Bugün yaşanan tam olarak budur. Kültür eski diye küçümseniyor, değerler gereksiz diye öteleniyor. Oysa bunlar, bir milleti millet yapan omurgadır. Omurga çökerse, geriye sadece şekilsiz bir kalabalık kalır.

Bu iş sadece duygusal bir sahiplenme meselesi de değil. Çok daha somut bir tarafı var, süreklilik. Bir kimlik, nesilden nesile aktarılmazsa biter. Bu kadar net. Çocuklarına dilini öğretmeyen, tarihini anlatmayan, değerlerini aktarmayan bir toplum, kendi geleceğini kendi elleriyle siler. Eğitim dediğimiz şey sadece matematik, fen öğretmek değildir. Kim olduğunu bilen bireyler yetiştirmektir. Eğer bu yapılmıyorsa, orada ciddi bir boşluk var demektir.

Görmezden gelinen bir diğer gerçek ise demografidir. Nüfus, sadece sayı değildir, kimliğin taşıyıcısıdır. Kendini sürdürmeyen, çoğaltmayan, geleceğe taşımayan bir yapı zamanla etkisini kaybeder. Bu, sert ama değişmez bir gerçek. Kimlik dediğimiz şey, sadece sözle değil, hayatın devamıyla korunur.

Son yıllarda ulus devlet anlayışı sistemli biçimde tartışmaya açıldı, ötekileştirildi ve bilinçli şekilde değersizleştirildi. Oysa ulus devlet, ortak kimliğin ve toplumsal bütünlüğün temelidir. Bu zemini zayıflatmak, doğrudan doğruya kimliği zayıflatmaktır. Türkiye’de de bu tartışmalar farklı başlıklar altında yürütüldü. Çözüm süreci gibi süreçler ya da yeni Osmanlıcılık olarak sunulan yaklaşımlar, Türk kimliğini merkezin dışına iten bir anlayışın parçası haline getirildi. Ortak kimlik vurgusu bilinçli şekilde bulanıklaştırıldı, yerine belirsiz ve dağınık bir aidiyet önerildi. Bunun adı zenginleşme değil, çözülmedir.

Bugün gelinen noktada Türk kimliği iki yönden aşındırılıyor. Bir yandan içeriden, değerlerin önemsizleştirilmesiyle; diğer yandan küreselleşme, sınırların aşınması, bireyselleşme gibi olgularla dışarıdan, bu devamlılığın zayıflatılmasıyla. Bu bir abartı değil, gözümüzün önünde yaşanan bir süreç. Kimliğin içi boşaltıldığında, onu savunacak bir zemin de kalmaz.

Bu yüzden mesele slogan atmak değil. Mesele, gerçekten sahip çıkmak. Diline sahip çıkmak, kültürünü hafife almamak, çocuklarına bunu öğretmek, nesillere aktarımını yani geleceğini planlamak. Kimlik dediğin şey, konuşuldukça değil, yaşandıkça var olur.

3 Mayıs, işte bu gerçeği hatırlatmak için bir fırsat. Ya bu kimliği ciddiye alır, onu bilinçli şekilde yaşatırız… ya da zamanla sadece adını hatırlayan bir topluluğa dönüşürüz. Bunun ortası yok, ya devam ederiz ya da çözülür gideriz.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.