SON DAKİKA
Hava Durumu

Erdoğan: Kıbrıs Türkü’nün hakkına kastedilirse cevabımız çok sert olur

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Kimse macera peşinde koşmasın. Kimse Siyonist katliam şebekesinin kuyruğuna takılmasın. Eğer Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin ve Kıbrıs Türkü’nün hak ve hukukuna kastedilirse, bilinmesini isterim ki cevabımız çok net olur, çok da sert olur" dedi.

Haber Giriş Tarihi: 10.06.2026 18:53
Haber Güncellenme Tarihi: 10.06.2026 18:55
Kaynak: Haber Merkezi
https://www.turkiyemecra.com/
Erdoğan: Kıbrıs Türkü’nün hakkına kastedilirse cevabımız çok sert olur

Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin TBMM grup toplantısında konuştu. Erdoğan, "Yola çıktığımız ilk günden beri milletle bütünleşmemiz katlanarak, güçlenerek hamdolsun devam ediyor. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak aziz milletimizle kurduğumuz gönül köprülerinin sağlamlığına hafta sonu bir kere daha şahitlik ettik. Halkımız pazar günü Gümüşhane, Nevşehir ve Tokat'taki 6 beldede belediye başkanlarını ve meclis üyelerini belirlemek üzere sandık başına gitti. Yapılan ara seçimlerde 6 beldenin 4’ünde AK Parti’mizin, 1'inde ise ittifak ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi'nin adayı ipi göğüslemiştir. Cumhur İttifakı çok anlamlı bir seçim zaferine imza atmıştır. Öncelikle, hemşherilerinin takdiriyle belediye başkanı olarak seçilen Tokat Bağtaşı beldesinde Mustafa Karadağ'ı, Tokat Yolüstü beldesinde Mustafa Altın'ı, Gümüşhane Tekke beldesinde Kemalettin Demirkıran'ı, Nevşehir Mustafapaşa beldesinde Mustafa Özer'i canıgönülden tebrik ediyorum. Aynı şekilde Milliyetçi Hareket Partisi'nden Tokat Kuşçu beldesi Belediye Başkanlığına seçilen Hikmet Temizel'e tebriklerimi iletiyorum. Belediye başkanlarımıza ve meclis üyelerimize beldelerine hizmet yolunda Rabbi’mden üstün muvaffakiyetler temenni ediyorum. Kelimenin tam anlamıyla sandıkları patlatan vatandaşlarımıza da partimize ve ittifakımıza yönelik teveccühleri için teşekkür ediyorum. İnşallah bu güveni ve muhabbeti asla boşa çıkarmayacak milletimize olan şükran borcumuzu daha çok çalışarak ödemenin gayretinde olacağız. Yine 7 Haziran Pazar günü ülkemiz genelinde 355 mahallede muhtarlık, 37 mahallede ise ihtiyar heyeti için sandık kuruldu. Demokrasimizin temel yapı taşları olarak gördüğümüz muhtarlarımızı da yürekten tebrik ediyor, kendilerine başarılar diliyorum" dedi.

'SANDIK SONUÇLARININ GELMESİYLE ORTALIKTAN KAYBOLDULAR'

Erdoğan, 7 Haziran seçimlerinde ortaya çıkan tablonun önemine dikkat çekerek, "Malumunuz bir süredir ana muhalefet partisinin kimi aktörleri üst perdeden konuşarak kendilerince bir gündem oluşturma çabasındaydılar. Otobüslerle o şehirden bu şehre sürükledikleri vatandaşlarımız üzerinden güya ahkam kesiyor, kendilerini dev aynasında görüyorlardı ama sandık sonuçlarının gelmesiyle hepsi birden ortalıktan kayboldular. Daha düne kadar avazı çıktığınca bağıranların 3 gündür sesi soluğu çıkmaz oldu, ne konuşan var ne seçimler hakkında yorum yapan var ne de galeyana getirdikleri vatandaşlarımızdan çıkıp özür dileyen var. Aslında benzer bir yüzsüzlüğe biz 14-28 Mayıs seçimleri sonrasında da şahit olduk. O günleri hepimiz dün gibi hatırlıyoruz, nelerle karşılaşmadık ki? Geride olduklarını çok iyi bildikleri halde, utanmadan çıktılar 'öndeyiz' diyerek halkımıza yalan söylediler. Kampanya döneminde sipariş anketler vasıtasıyla seçmenlerini manipüle etmeye kalktılar. Seçim sonuçları kesinleştikten sonra bile yanıldıklarını kabul etmek yerine milleti suçladılar, hatayı kendilerinde değil milletin tercihlerinde aradılar. Yaşadıkları ağır hezimete rağmen, siyasetin, sosyal medyanın yankı odalarından ibaret olmadığını bir türlü anlayamadılar; bugün de aynısını yapıyorlar. Faturayı kendi beceriksizlikleri dışında herkese ve her şeye kesen bu kibir abidelerine sadece şunu söylemek isterim; beyler, kusura bakmayın, siz bu kafayla giderseniz sandıkta milletten daha çok tokat yersiniz. Siz kendinizi düzeltmez, gerçekçi siyaset yapmazsanız daha çok dut yemiş bülbüle dönersiniz. Siz cuntacıların ve suç örgütlerinin vesayetinden kurtulamazsanız, daha çok yenilgi tadar, daha çok hüsrana uğrarsınız" diye konuştu.

'ESAS SORUN, BUNLARIN ZİHNİYETİDİR'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sorun, sadece bunların siyasete bakış açılarında, siyaset tarzlarında, bunların çirkin ve çirkef üsluplarında değildir, esas sorun bunların zihniyetindedir, bunların faşizan ideolojisindedir. Sorun, bunların sokakla kurdukları bağın harbi ve hasbi, sahici ve samimi olmamasındadır. Sorun, bunların milleti mümeyyiz görmemelerinde, Anadolu irfanını hafife almalarındadır. Sorun, bunların siyaseti halka hizmet vasıtası olarak değil, şahsi kariyer ve kazanç kapısı olarak görmelerindedir. Çeyrek asra yaklaşan rekabetimiz boyunca defalarca yenildiler, defalarca yanıldılar, fakat bir kez olsun zihniyetlerini değiştirmeyi denemediler. Son günlerdeki tavırlarına bakılırsa pek değiştirecek gibi de durmuyorlar. Kendi aralarındaki anlaşmazlıkları yargı kararları çerçevesinde suhulet ve sükunetle çözmek yerine, kimi zaman bizi, kimi zaman mahkemeleri, kimi zaman da medyayı suçlayarak yine kendilerine toz kondurmuyorlar. Oysa biz ilk günden itibaren hep şunu dedik; CHP'nin 38'inci kurultayına ilişkin tartışmalarda kurultayı yapan da kurultaya şaibe bulaştığını iddia eden de bu iddiaları belgeleriyle birlikte mahkemeye götürüp hakkını arayan da CHP'lilerdir. Gazi Mustafa Kemal'in kurduğu partiyi, pavyon masalarına düşürenler yine kendileridir. 'Rüşvet aldım, rüşvet verdim, şu kişiye şu kadar para verdim' diyenler aynı şekilde kendileridir. Dün 'halkın umudu' dediklerine bugün 'hain' damgası vuranlar da kendilerinden başkası değildir. Tüm tarafların CHP'li olduğu hukuki bir ihtilafta, belge ve bilgiler ışığında yargı gerekli değerlendirmeleri yapmış, neticede hükmünü vermiştir. Mahkeme kararı sonrası yaşananlar bizim haklılığımızı teyit etmiştir" ifadelerini kullandı.

'TARTIŞMALARI GÜVENLİ MESAFEDEN TAKİP ETMEKLE YETİNDİK'

Erdoğan, AK Parti'ye yönelik edep, adap, siyasi nezaket dışı onca hakarete rağmen karar sonrasında da tartışmaların uzağında durduklarını belirterek, "Hiç elimizi dilimizi bulaştırmadık. Siyaset bezirganlarının sataşmalarına kulak asmadık. Medyadaki silahşorların tuzaklarına düşmedik. Aklı ile ağzı arasındaki rabıta kopmuş olan çapsızlara prim vermedik. Hadiseleri ve tartışmaları güvenli bir mesafeden takip etmekle yetindik, aynı tavrımızı koruyoruz. Toplumsal barışa, kamu düzenine ve siyaset kurumuna zarar vermediği sürece, CHP'deki anafor bizi zerre miskal ilgilendirmiyor, biz bu girdabın içine sürüklenmek veya çekilmek asla istemiyoruz. Koltuk ve salon kapmaca savaşının tarafı değiliz ve olmayacağız. Esasen milletimizin arzusu ve bizden beklentisi de bu yöndedir. Biz kendimize yakışanı yapmakla mükellefiz, nitekim bunu yapıyoruz. AK Parti olarak samimi temennimiz, suç örgütlerinin güdümünden çıkamayan kimi tiplerin sorumsuz tavırları sebebiyle saatli bir bombaya dönüşen bu krizin bir an önce aşılmasıdır. Milletimizin huzuruna, gazi Meclisimizin mehabetine, demokrasimizin ve ülkemizin itibarına zarar vermeye başlayan bu kavganın yargı kararları çerçevesinde demokratik bir olgunlukla çözüme kavuşturulmasıdır. Siyasette rakibimiz dahi olsa, bu yüce çatı altında milleti temsil eden hiçbir partinin kavgayla, çatışmayla, sokaklara ve Meclis koridorlarına taşan güç mücadelesiyle anılmasını biz arzu etmeyiz. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin terörize edilmesine, gazi Meclisi'nin nümayiş arenasına dönüştürülmesine de rıza göstermeyiz. Az dinleyip çok bağırarak, az düşünüp çok konuşarak siyaset yapılmaz. Herkes 86 milyona karşı sorumluluk duygusuyla hareket etmelidir. Siyasette polarizasyonu artıracak adımlardan herkes uzak durmalıdır" dedi.

'BİZİM MÜCADELEMİZ CHP'NİN HALK DÜŞMANI İDEOLOJİSİYLEDİR'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"CHP'nin genel başkan koltuğunu kimin işgal ettiğinin bizim nazarımızda hiçbir kıymetiharbiyesi yoktur. Bugüne kadar bizim şahıslarla işimiz olmadı, bundan sonra da olmayacak. Çünkü AK Parti hareketi olarak bizim mücadelemiz kişilerle değil, CHP'nin halk düşmanı, milli irade düşmanı ideolojisiyledir. Bizim mücadelemiz, başörtülü kızlarımızı üniversite kapılarında ağlatan 28 Şubat zorbalarıyladır. Bizim mücadelemiz milletin inancına, kutsalına, değerlerine dil uzatan, millete tepeden bakan jakoben zihniyetledir. Bizim mücadelemiz hacca gitmek için yardım isteyen vatandaşa 'boş ver, Araplara paranı kaptırma' diyen gafillerledir. Bizim mücadelemiz milletin kaynaklarını siyasi ikballerine basamak yapan yağmacılarladır. Bizim mücadelemiz Batılı patronlarından 'aferin' alabilmek için Türkiye'yi yurt dışına şikayet eden mandacılarladır. Bizim mücadelemiz ellerine fırsat geçse Türkiye'yi tek parti karanlığına tekrar götürecek faşizm heveslileriyledir. Bizim mücadelemiz Mehter Marşı'ndan rahatsız olanlarla, okullarımızda ramazan etkinliklerine tahammül edemeyenlerle, laikliği siper alarak milletin inanç değerlerine ateş edenlerledir. Bizim mücadelemiz Sultan Fatih'in emaneti Aziz İstanbul'un duvarlarını 'zulüm 1453'te başladı' yazılarıyla kirleten mankurtladır. Bu makamlarda olduğumuz müddetçe mücadelemiz devam edecektir. Tembel muhalefetten, vizyonsuz muhalefetten, kavgalı muhalefetten ne bu ülkeye ne de bu millete hiçbir fayda gelmez. Türkiye'nin güçlü, dirayetli, başarılı, istikrarlı bir iktidar kadar vizyon, ufuk ve hassasiyet sahibi muhalefete de ihtiyacı var. Bizimle eser, hizmet ve projede yarışacak muhalefet arayışımız son 23 yıldır makes bulmadı. Ama buna rağmen umutlarımızı tüketmiş değiliz. Er veya geç Türkiye'nin hak ettiği kalitede bir muhalefete kavuşacağına yürekten inanıyorum. Biz o gün gelene kadar kendimizle yarışmaya devam edeceğiz. Rakiplerimiz kendi kısır çekişmeleriyle meşgulken, her zaman söylediğim gibi biz sadece işimize bakıyoruz."

'2026 YILI TÜRKİYE'NİN İTİBARININ DORUĞA ÇIKTIĞI BİR SENE OLACAK'

Özellikle dış politikada 2026 senesini en verimli şekilde değerlendirmenin mücadelesini verdiklerini ifade eden Erdoğan, "Geçen hafta sonu İstanbul'umuz çevre diplomasisi alanında çok tarihi bir uluslararası toplantıya ev sahipliği yaptı. Sıfır Atık Forumu, 183 ülkeden 120'ye aşkın bakanın, 200'ün üzerinde belediye başkanının ve 5 binden fazla katılımcının iştiraki ile ülkemizin ev sahipliğinde başarıyla gerçekleştirildi. 2026 yılı inşallah Türkiye'nin uluslararası itibarı ve görünürlüğünün doruğa çıktığı bir sene olacak. 7-8 Temmuz'da Ankara'da tertiplenecek NATO Liderler Zirvesine büyük önem atfediyoruz. Geçtiğimiz günlerde Amerikan Başkanı Sayın Trump'ın zirveye bizzat katılacağının açıklanması ittifakın insicamı bakımından kıymetli bir adımdı. Sadece müttefikler arasında değil, dünya genelinde de Ankara Zirvesine dönük yoğun bir ilgi söz konusu. Biz de Ankara Zirvesinin NATO'nun tarihinde bir referans noktası olması için hazırlıklarımızı yoğunlaştırdık. Geride kalan yaklaşık bir aylık zamanı da en etkin şekilde kullanacağız. NATO dışında Ekim ayında 77'nci Uluslararası Uzay Kongresi'ne ev sahipliği yapacağız. Akabinde aile meclisimiz olarak gördüğümüz Türk Devletleri Teşkilatı'nın 13'üncü Liderler Zirvesi'ni ülkemizde tertipleyeceğiz. 9-20 Kasım tarihleri arasında ise Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferanslarının 31’incisini Antalya'da düzenleyeceğiz. 197 farklı ülkeden 100 bin katılımcıyla COP-31'in tarihin en büyük Çevre Zirvesi olarak kayıtlara geçtiğini göreceğiz" dedi.

'TÜRKİYE'Yİ TEHDİT EDER BİR NOKTAYA TAŞINDI'

Bölgedeki krizler ve savaşlarla ilgili Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gazze'den Lübnan'a yönümüzü nereye dönsek, mazlumların yüreklerimizi dağlayan feryatlarıyla karşılaşıyoruz. İsrail, kurulduğu günden bu yana bölgemizde barışı, huzuru, refahı ve güvenliği mütemadiyen tehdit eden bir fonksiyon icra ediyor. Filistin’e yönelik işgal ve Filistinlilere yönelik soykırım sistematik bir şekilde devam ediyor. Gazze'de tüm dünyanın gözleri önünde 73 bin masum insan katledilmiştir. Bu soykırım halen hem katliam boyutuyla hem de insanlık dışı tecrit boyutuyla sürmektedir. İnsanlık tarihinin en kanlı soykırımını gerçekleştiren İsrail aynı anda İran'a saldırmış, yetmemiş aynı anda Lübnan'ı işgal etmeye başlamıştır. Türkiye başta olmak üzere bölge ülkelerinin tepkilerine rağmen İsrail Lübnan'dan çekilmeyi reddetmekte, buradaki kanlı operasyonlarını devam ettirmektedir. 2 Mart'tan bu yana Lübnan'da katledilenlerin sayısı 3 bin 700'e, yaralıların sayısı ise 11 bin 400'e ulaşmıştır. İsrail eş zamanlı olarak Afrika ülkelerini ve Akdeniz'i istikrarsız hale getirmek için de sinsi bir çabanın içine girmiştir. Siyonist yönetim tam anlamıyla bir çıbanbaşı, bir fitne fabrikası olarak geniş bir coğrafyada sürekli huzursuzluk üretmektedir. İsrail'in bu kural tanımaz, hukuk tanımaz, ilke, değer, sınır tanımaz politikalarına maalesef dünyadan gerekli reaksiyon gösterilmiyor. İsrail, mevcut hükümetin yönetiminde şımardıkça şımarmış, sadece bölge için değil, insanlık içinde bir tehdit kaynağı haline gelmiştir. Netanyahu ve cinayet şebekesinin Suriye ve Lübnan'a yönelik saldırıları bu iki kardeş ülkeyi olduğu kadar artık Türkiye'yi de tehdit eder bir noktaya taşınmıştır" diye konuştu.

'FİTNE ATEŞİNİN YAKILMAK İSTENDİĞİNİ GÖRÜYORUZ'

Suriye ve Lübnan'ın bağımsız iki devlet olduğunu ancak bu iki devletin, aynı zamanda Türkiye’nin sevgi ve kardeşlik coğrafyasının içinde yer alan iki devlet olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Şam ve Beyrut, İstanbul’un iki kardeş şehridir. Türkiye’nin güvenliği sadece Hatay’dan değil Halep’ten başlar, Şam’dan başlar, Türkiye’nin güvenliği Beyrut’tan başlar. Kardeşlerimizin ülkelerinde hiçbir emrivakiye müsamaha göstermeyiz, kardeşlerimize yönelik hiçbir saldırıya göz yummayız. Şimdi bunlar ve tetikçileri çıkıyorlar, sağda-solda Türkiye’yi hedef alan güya tehditler savuruyorlar. Hiç bunu söylemenize gerek yok, biz sizin niyetinizi, amacınızı, hedefinizi zaten çok iyi biliyoruz. Biz, sizin neyin peşinden koştuğunuzu çok iyi görüyoruz. Arz-ı Mevmud hezeyanının nihai hedefinin ne olduğunun gayet iyi farkındayız, Allah'ın izniyle buna asla müsaade etmeyeceğiz. Şimdi Akdeniz'de, özellikle de Kıbrıs Adası’nda bir fitne ateşinin yakılmak istendiğini görüyoruz ve gelişmeleri de çok yakından takip ediyoruz. İhtirasları cüsselerini fazlasıyla aşan bazı ufak tefek yapılar İsrail'in fitne kayığına binmişler, Siyonizm’in taşeronluğunu üstlenmişler, güya Doğu Akdeniz'de birtakım ham hayallerin peşine düşmüşler. Çok açık söylüyorum, kimse macera peşinde koşmasın. Kimse Siyonist katliam şebekesinin kuyruğuna takılmasın. Eğer Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin ve Kıbrıs Türkü’nün hak ve hukukuna kastedilirse, bilinmesini isterim ki cevabımız çok net olur, çok da sert olur" dedi.

'İSRAİL DURDURULMALIDIR'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

"İsrail uluslararası toplumun sessizliğinden cesaret alarak son derece şımarıkça bölgemizin topyekun huzura, barışa ve güvenliğe ulaşmasına engel olmaktadır. İsrail'i hukuk çizgisinin içine çekmek artık sadece belli ülkelerin değil, insanlığın ortak meselesi haline gelmiştir. İran'a ve Lübnan'a yönelik saldırılar sadece bölge ülkeleri üzerinde değil, küresel ölçekte de olumsuz bir etki oluşturmuştur. Dolayısıyla İsrail'in saldırgan tutumu bölgemizle birlikte insanlığa yönelik bir tehdittir. Bundan 85 sene önce Hitler karşısındaki sessizlik ve tepkisizlik dünya genelinde 80 milyon insanın hayatını kaybetmesine yol açmıştı. Gözü dönmüş bir caninin çılgınlığının faturasını tüm insanlık ödemişti, bugün aynı hata tekrarlanmaktadır. Gazze kasabı Netanyahu ve kabinesinin soykırımları da tıpkı Hitler'e yapıldığı gibi büyük bir sessizlik ve tepkisizlikle izlenmektedir. Şunu kimse unutmasın ki ateş büyüdüğünde sadece bölgeyi yakmakla kalmaz, kıvılcımlar dünyanın her yerine düşer. Nasıl bugün Hürmüz'deki çözümsüzlüğün bedelini tüm dünya ödüyorsa, şayet İsrail haydutluğunun önü kesilmezse bunun ceremesini de bölgeyle birlikte tüm insanlık çekecektir. Avrupa'da İspanya'nın gösterebildiği cesaret ve sağduyulu tutumu başka ülkelerin de göstermesi tarihi bir sorumluluktur. Bugün Gazze'de devam eden soykırımın kanı buna tepkisiz kalanların eline yüzüne bulaşmıştır. İran'da, Lübnan'da başlayan, Suriye'yi, Akdeniz'i, Afrika'yı tehdit eden bu saldırganlığın sonuçlarından da yine tepkisiz kalanlar mesul olacaktır. İsrail durdurulmalıdır, bu insanlığın ve insanlık cephesinin ödevidir, tarihin tekerrürüne izin verilmemelidir. Türkiye, İsrail'in tüm sabotajlarına rağmen bölgesinde barışın ve huzurun ikamesi için elinden geleni yapacaktır. Komşularımızla dost ve kardeşlerimizle barışa inanan tüm ülkelerle el ele verecek, akan kanın ve gözyaşının dinmesi için tüm kapıları zorlamaya, diplomatik tüm yolları denemeye sabırla devam edeceğiz. Gazzeli ve Lübnanlı kardeşlerimize de buradan dayanışma mesajlarımızı gönderiyor, her zaman yanlarında olan Türkiye'nin bundan sonra da yanlarında olmayı sürdüreceğini tekrar vurgulamak istiyorum."

'ÜRETİCİLERİMİZİN ÜRÜNÜ ZİYAN OLMAYACAK'

Bu sene yağışlar açısından bereketli bir yıl geçirildiğini, son 66 yılın en yüksek yağış seviyesine ulaşıldığını kaydeden Erdoğan, "Bugün itibarıyla barajlarımızdaki doluluk oranı geçen yıla göre yüzde 26 artarak yüzde 81 seviyesine çıkmıştır. Hem yağışların üretim için olumlu seyretmesi, hem de tarımsal üretimimize yönelik yaptığımız planlama ve destek uygulamaları sayesinde bu yıl birçok üründe yüksek bir rekolte bekliyoruz. Hatta tarihi bir üretim rekoru da inşallah bu sene kırabiliriz. Hububat-hasat dönemi ülkemizin birçok yerinde başlamıştır. Mevcut tahminlerimize göre buğday üretimimiz geçen yıla göre yüzde 27, arpa üretimimiz yüzde 50 artacaktır. Geçen yıl kuraklık nedeniyle dekar başına 276 kiloya kadar düşen buğday verimini bu yıl ortalama 400 kilo olarak öngörüyor, hatta Trakya, Çukurova gibi bölgelerimizde 700 kiloya varan verimler bekliyoruz. Toprak Mahsulleri Ofisimiz geçen hafta alım fiyatlarını açıklamıştır. Aynı şekilde ofisimiz 20 milyon ton depo kapasitesi ve 600'ün üzerinde alım merkeziyle hububat alımları için hazırlıklarını tamamlamıştır. Üreticimizin bir gram dahi ürünü ziyan olmayacak, ofis kendisine getirilen bütün ürünleri alacaktır. Ayrıca ofis ürün teslimine müteakip 21'inci günden itibaren ürün bedeli ödemelerine de başlayacaktır. Yeni hasat döneminin tüm çiftçilerimize hayırlı olmasını diliyorum" dedi.

'DESTEK TUTARLARIMIZI ARTIRIYORUZ'

Erdoğan, son dönemde bölgede yaşanan savaşlar ve çatışmalar sebebiyle üretim girdilerinde artışların yaşandığını anımsatarak, "Bu da çiftçilerimizin maliyetlerine olumsuz yansımıştır. Çiftçilerimizin yükünü hafifletmek amacıyla önemli bir karar aldık. Bu yıl için açıkladığımız temel destek ve planlama desteği tutarımızı İran kriziyle birlikte girdi maliyetlerinde oluşan aşırı artışları göz önüne alarak güncelliyoruz, destek tutarlarımızı buna göre artırıyoruz. Şimdiden hayırlı, bereketli olsun diyorum. Bir diğer haberimiz bölgesel kalkınma yatırımlarına yöneliktir. Geçen yıl başlattığımız Yerel Kalkınma Hamlesi Programının ilk çağrısı kapsamında 303 projeyi desteklemeyi kararlaştırdık. Tarımdan turizme, madencilikten imalat sanayine farklı sektörlerdeki 185 milyar liralık özel sektör yatırımları ile yerelde kalkınmayı hızlandıracak şehirlerimizin potansiyelini harekete geçireceğiz. Aynı programın geçen ay sona eren ikinci çağrısına yapılan toplam bin 156 başvuruyu ülkemizdeki yatırım iştahının bir işareti olarak görüyoruz. Toplam 453 milyar liralık asgari sabit yatırım tutarına sahip başvuruların değerlendirmelerini en kısa sürede bitirip sonuçlarını paylaşacağız" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, pazar sabahı 2026 Dünya Kupası'ndaki ilk maçına çıkacak A Milli Futbol Takımı'na da başarılar temenni etti. Erdoğan, aynı şekilde cumartesi günü LGS sınavına girecek tüm öğrencilere de başarılar temenni etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantının sonunda İYİ Parti'den istifa ederek AK Parti'ye katılan Ersin Beyaz'a rozet taktı.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.