
Emre, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, bir süredir ülkede yargı bağımsızlığının ortadan kalktığını savundu. Son günlerde yaşanan kabine değişikliğiyle bu iddialarının iktidar eliyle doğrulandığını öne süren Emre, yakın tarihte siyasi içerikli davaların aynı kişi tarafından karara bağlandığını belirterek, bugün Adalet Bakanı olarak atanan ismin daha önce mahkeme başkanı, bakan yardımcısı ve başsavcı olarak görev yaptığını, söz konusu kararların ardından Adalet Bakanı olarak görevlendirildiğini ifade etti.
Anayasa gereği Meclis’te gerçekleşmesi gereken yemin töreni sırasında protestoların yaşanmasının doğal olduğunu dile getiren Emre, parlamentolarda dünyanın her yerinde farklı yöntemlerle protestoların görülebildiğini söyledi. Buna karşın, grup başkan vekillerinin Anayasa ve İç Tüzük’ü gösterme gerekçesiyle Meclis’i yöneten başkan vekiline doğru yürümesi üzerine Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekillerinin kürsüyü işgal ettiğini ileri süren Emre, “Yani bizim kürsüyü işgal edeceğimizi düşünerek ve büyük bir zorbalık, vandallıkla karşılık vermeye çalıştılar. Ortaya çıkan görüntüler, Gazi Meclisimizin saygınlığına zarar vermiştir. Tüm dünyada Türkiye bu görüntülerle görülmüştür. Dolayısıyla bütün bunlar ortadayken ve bunların sorumlusu baştan sona bizatihi iktidar partisiyken iktidar çevrelerinden gerek Erdoğan gerek parti sözcüsünün burada partimize yönelik suçlaması da anlamsızdır. Çünkü bize Anayasa hatırlatması yapanlar, Anayasa’nın açık hükmüne uymayanlar, Anayasa Mahkemesi kararlarını tanımayanlar, AİHM kararlarını tanımayanlardır, hukuku tanımayanlardır” ifadelerini kullandı.
CHP olarak milli iradeye dayalı, halka güven veren bir iktidar kuracaklarını belirten Emre, yurttaşlarla birlikte özgür bir geleceğe yürümek istediklerini söyledi. İktidarlarında Adalet Bakanı’nın aynı zamanda Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun (HSK) başı olmayacağını, yürütmenin hiçbir temsilcisinin HSK’da yer almayacağını ifade eden Emre, kurul üyelerinin yargı mensupları tarafından seçileceğini kaydetti. Hâkimlerin baktıkları davalar nedeniyle sürülemeyeceğini, hâkimlik teminatını sağlayacaklarını dile getiren Emre, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına harfiyen uyulacağını, norm denetimi başvuru yollarını genişleteceklerini söyledi. Tutukluluğun kanunda yazdığı şekliyle istisna olması gerektiğini belirten Emre, masumiyet karinesinin esas alınacağını vurgulayarak, iddianamesiz uzun süreli tutuklulukların, keyfi gözaltı sürelerinin ve yalnızca gizli tanık ya da itirafçı beyanlarına dayalı özgürlük kısıtlamalarının kendi iktidarlarında söz konusu olmayacağını ifade etti.
Editör: Aslıhan Elibol