
Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, TBMM'de Yeni Yol Partisi'nin grup toplantısında konuştu. Arıkan, son birkaç haftadır belediyelerde yaşanan gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirterek, "Belediyelerden akan cerahat ortadadır. Akşam haberlerinde, gündüz kuşağı programlarının konularını izler hale geldik. Böyle giderse korkuyoruz ki asfalt dökerken gördüğümüz belediye başkanlarını yakında gündüz kuşağında Müge Anlı ekranlarında izlemek zorunda kalacağız. Bugün ahlaksızlık iktidarıyla, muhalefetiyle artık belediyelerin koridorlarına, makam odalarına sirayet eder hale geldi. Bakın biz bunu söylerken meseleyi yalnızca kişilerin şahsi meselesi olarak değerlendirmiyoruz. Bu mesele 3-5 kişinin hatası diyerek geçiştirilemez çünkü ortada bireysel bir hata değil, topyekun kokuşmuş bir sistem problemi var. Öylesine bozuk bir düzen inşa ettiler ki bu çarkın içerisine giren en dürüst adam bile olsa bozuluyor" dedi.
'BİZ ONLARIN ATEŞKESLERİNİ GAZZE'DEN VE LÜBNAN'DAN İYİ BİLİYORUZ'
ABD/İsrail ve İran arasındaki geçici ateşkese ilişkin değerlendirmelerde bulunan Arıkan, "Hareketli bir gece yaşadık. Dünyanın her yerinde akli dengesi tartışma konusu olan Trump, savaşı da ateşkesi de bir piar çalışmasına dönüştürme gayretindedir. Her ne kadar bir ateşkes ilan edilmiş olsa da sahadaki gerçeklik kağıt üzerindeki gerçeklerden çok daha karmaşıktır. Biz onların ateşkeslerini Gazze'den ve Lübnan'dan iyi biliyoruz. Gerilim bu gece düşse de aslında yeni bir dönemin temelleri atılıyor. Bu süreçten sonra uluslararası bütün ilişkiler yeniden tanımlanacaktır. Ancak tüm bunlar dışında şu net bilinmelidir; hiçbir tehdidin, kibrin gücü bir medeniyeti bir gecede yok etmeye yetmeyecektir. Medeniyetler bombalarla yıkılmaz, tehditlerle silinmez. Medeniyetler inançla, hafızayla, direnişle yaşarlar ancak tarih başka bir gerçeği ise defalarca kez ispatlamıştır. Dün gece bir medeniyetin ölümünü ilan edenler, geri sayım aracı ile bekleyenler yarın kendi enkazlarının altında kalacaktır. Medeniyetler, halklar, hakikatler kalır ancak zalimler her zaman gider. Göreceksiniz coğrafyadaki bu zalimler de gidecektir. Zalim Trumplar, Netanyahular, çocukları katledenler, soykırım yapanlar mahkeme önünde hesap vereceklerdir. Tüm bunların yanı sıra ülkemiz ve coğrafyamız için bugün en büyük tehdit ne? Ankara ve Tahran'ın karşı karşıya gelmesidir. Bizler başlangıç olarak Ankara, Tahran, Kahire, İslamabad, Riyad hattını bir barış ve güven köprüsüyle birleştirelim. Eğer bunu yapabilirsek yalnızca kendi sınırlarımızı değil, tüm mazlum coğrafyalar için çok kıymetli bir adım atmış oluruz. 'Beyaz Kuşak' olarak adlandırdığımız bu hatta neden 'Beyaz' diyoruz çünkü beyaz; temizliği, barışı, şeffaflığı temsil ediyor. Bizim kimsenin toprağında gözümüz yok ancak kimsenin de bu coğrafyada operasyon yapmasına izin verecek lüksümüz yok. İktidarın hiç olmazsa bu 'Beyaz Kuşak' teklifimize yeşil ışık yakacağını umuyoruz. Gelin bu yüzyılı, 'Beyaz Kuşak Yüzyılı' yapalım. Yaşanabilir bir Türkiye, yeniden büyük Türkiye ve yeni bir dünya için bu adımı hep beraber atalım" diye konuştu.