
MİLLİ Savunma Bakanı Yaşar Güler, 7-8 Temmuz'da Ankara'da düzenlenecek olan NATO Zirvesi'ne ilişkin, "Zirvede Avrupa Birliği'nin (AB) başta ülkemiz olmak üzere AB üyesi olmayan NATO müttefiklerini dışarıda bırakan güvenlik yaklaşımlarından vazgeçmesini ve NATO'yu destekleyici pozisyonuna geri dönmesini ümit ediyoruz" dedi.
İletişim Başkanlığı ile Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) tarafından Ankara'da düzenlenen 'NATO'nun Ankara Zamanı: Dayanıklı Bir İttifak için Stratejik Konumlanma' konulu konferansa Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, İletişim Başkanı Burhanettin Duran ve SETA Genel Koordinatörü Nebi Miş katıldı. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, NATO'nun dönüşüm sürecine dikkat çekerek, "Türkiye uzun tarihsel süreç içerisinde ittifakın yüzleştiği her sınamada aktif rol üstlenmiş ve sahada belirleyici katkılar sunmuştur. Şu bir gerçek ki 74 yıllık süreçte hem ittifak hem de ülkemiz çok sayıda sınamayla karşı karşıya kalmıştır. Soğuk Savaş'ın sert kutuplaşmasından Balkan krizlerine, Afganistan'dan Afrika'daki güvenlik sorunlarına, terör tehdidinden hibrit saldırılara, enerji güvensizliğinden siber risklere kadar genişleyen tehdit yelpazesiyle karşı karşıya kalınmıştır. Bu dönemde NATO proaktif bir anlayışla ve dayanışma içinde hareket ederken tüm bu kriz ortamlarındaki tutum ve reaksiyonlarıyla dünyanın en başarılı savunma örgütü olarak da kendini açıkça kanıtlamıştır. Dolayısıyla tarihsel tecrübenin üzerine inşa edilen günümüz güvenlik ortamına bakmak NATO'nun neden halen vazgeçilmez bir aktör olduğunu ve Türkiye'nin ittifak içindeki artan önemini daha net ortaya koyacaktır" dedi.
'ATEŞKESİN DEĞERLİ BİR BAŞLANGIÇ OLMASINI DİLİYORUZ'
Bölgesel çatışmaların, terörizmin, hibrit harekat ve vekalet savaşlarının yaygınlaştığını dile getiren Bakan Güler, "Enerji güvenliğinin çatışmaları artırma potansiyeli, ticaret savaşlarının yoğun etkisi ve uzay yarışının yeni rekabet ortamı yaratma potansiyeli önümüzdeki dönemin öne çıkan güvenlik konuları arasındadır. Çin'in muhtemel bir rakip olarak ortaya çıkmasıyla başta ABD olmak üzere dünyanın dikkati büyük ölçüde Hint-Pasifik'e yönelmekte Hindistan-Pakistan ve Pakistan-Afganistan hattında çatışma eğilimleri belirmektedir. Esasen, son 4 yıldır devam eden Rusya-Ukrayna savaşının oluşturduğu çok yönlü risklerle birlikte İsrail'in son yıllarda Gazze başta olmak üzere Lübnan ve Suriye'ye yönelik saldırılarıyla bölgesel güvenliği tehdit altında bıraktığı görülmektedir. Bu kaotik ortam geçtiğimiz ay İsrail ve ABD'nin İran'a saldırıları, buna karşı İran'ın bölge ülkelerini hedef alan misillemeleri ile bölgemizi ve tüm dünyayı daha büyük güvenlik riskleriyle karşı karşıya bırakmakta ve tüm dengeleri etkileyecek bir potansiyeli de taşımaktadır. Bu yüzden dün itibarıyla ABD ve İran arasında ilan edilen geçici ateşkesi bölgenin daha büyük felaketlerle karşılaşmaması adına memnuniyetle karşılıyor; bu önemli adımın, sahada tam anlamıyla uygulanmasını ve kalıcı barışa giden yolda değerli bir başlangıç olmasını diliyoruz" ifadelerini kullandı.
'BEKLETİMİZ 5'İNCİ MADDEYE BAĞLILIKLARINI TEYİT ETMELERİ'
Bakan Güler, 2026 yılı NATO Ankara Zirvesi’nde hedeflerinin ittifakın birlik ve beraberliği ile günümüz tehdit ve sınamalarına karşı Avrupa-Atlantik bölgesinin korunmasına yönelik NATO'nun kararlılığının vurgulanması olduğunu dile getirerek, "Geleceğin NATO'sunun çok boyutlu bir güvenlik ekosistemi sağlayabilmesi maksadıyla Ankara Zirvesi'nden beklentimiz öncelikle müttefiklerin 5'inci maddeye bağlılıklarını teyit etmeleridir. Buna ilave olarak; müttefiklerin savunma harcama taahhütleri ve kendilerine tahsis edilen askeri yetenek hedeflerinde geldikleri aşamayı somut olarak ortaya koymaları, savunma üretim kapasitesini artırmak, yenilikçi ve sürdürülebilir savunma sanayi ekosistemini güçlendirmek ve yeni yetenek hedeflerine ulaşmayı kolaylaştıracak iş birliği alanlarını belirlemeleri, liderlerimize sunulacak olan savunma ve caydırıcılık hazırlıklarını onaylamalarıdır. Ayrıca zirvede Avrupa Birliği'nin başta ülkemiz olmak üzere AB üyesi olmayan NATO müttefiklerini dışarıda bırakan güvenlik yaklaşımlarından vazgeçmesini ve NATO'yu destekleyici pozisyonuna geri dönmesini ümit ediyoruz. Aksi takdirde Avrupa Birliği'nin bu yaklaşımının Avrupa'nın güvenliği ve dayanıklılığına ABD'nin Avrupa'da kuvvet azaltmasından daha fazla zarar vereceğini değerlendiriyoruz" dedi.
'BM İŞLEVİNİ BÜYÜK ÖLÇÜDE KAYBETMİŞ DURUMDA'
İletişim Başkanı Burhanettin Duran ise "İçinde bulunduğumuz dönemin krizlerini konuşurken, ABD ve İsrail ile İran arasında yaşanan savaşın küresel sistemde bir eskalasyon endişesini doğurduğunu da 40 gün boyunca süren gerilim, dünyanın farklı noktalarındaki krizlerin çatışmalara evrilme ihtimalini canlı tutmakta ve geleneksel güvenlik paradigmasının dönüşümünü de tetiklemektedir. Oluşan bu jeopolitik ortamı da silahlanma, etnik ve mezhepsel çatışmalar, enerji ve ticaret savaşları gibi birçok riski uhdesinde barındırmaktadır. Üstelik küresel sistemin işleyişinde önemli rolü olan uluslararası kurum ve kuruluşların bu tablo karşısında etkisiz kaldığı da bir gerçektir. Bugün Birleşmiş Milletler, çatışmalara müdahale etme, onları durdurma ya da önleme noktasında işlevini büyük ölçüde kaybetmiş durumdadır. Sözünü ettiğimiz bu gelişmeler, NATO’nun kendi içindeki dayanıklılığını ve iş birliğini tahkim etmesinin ne denli hayati olduğunu bizlere göstermektedir. NATO'nun güçlü olduğu ölçüde müttefiklerinin güvenliğini temin edebilecek dayanıklılığını geliştirdiği nispette krizlere yapıcı çözümler sunabilecektir" diye konuştu.
'TÜRKYE BELİRLEYİCİ BİR GÜÇ HALİNE GELDİ'
Duran, Türkiye'nin bu anlamda NATO’nun en stratejik paydaşlarından biri olduğunu vurgulayarak, "Türkiye, ittifaka 'istikrar' başta olmak üzere farklı bağlamlarda kritik katkılar sağlayan bir ülkedir. Jeopolitik konumumuz ve tarihsel bağlarımızla Orta Doğu’da sözü geçen; Karadeniz’in ve Doğu Akdeniz’in güvenliği konusunda ise ittifak içerisinde öne çıkan bir aktör durumundayız. Aynı zamanda Türkiye, benimsediği 360 derece güvenlik perspektifiyle modern tehditleri yönetme konusunda NATO üyesi ülkelere örnek teşkil edebilecek bir pozisyondadır. Bu güvenlik perspektifiyle ülkemiz; askeri, siyasi, ekonomik ve teknolojik alandaki tehditlerle iletişim sahasında oluşan riskleri bütüncül biçimde ele almakta, sert güç ve yumuşak gücünü entegre biçimde kullanarak güvenliğini tesis etmektedir. Türkiye, son 20 yılda Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde geliştirdiği imkan ve kabiliyetlerle hem bölgesel hem de küresel alanda belirleyici bir güç haline gelmiştir. Türkiye, bu süreçte yalnızca kendi iç güvenliğini sağlamaya odaklanmamış; aynı zamanda bölgesel ve küresel ölçekte barış ve güvenlik ortamının korunması ve güçlendirilmesi için de kararlılıkla çaba göstermiştir" diye konuştu.
'NATO, BENZERİ GÖRÜLMEMİŞ SINAMAYLA KARŞI KARŞIYA
SETA Genel Koordinatörü Nebi Miş de "İstikrarsızlıkların dayanışmayı zorladığı, krizlerin hızla yayıldığı ve gündemlerin kısa sürede değiştiği bir dönemden geçiyoruz. Bu süreçte NATO da benzeri görülmemiş bir sınamayla karşı karşıyadır. Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırısı, özellikle İttifak’ın doğu kanadında tehdit algılarını derinleştirmiştir. İran’a yönelik müdahale bağlamında ortaya çıkan farklı yaklaşımlar ise İttifak içi uyum tartışmalarını yeniden gündeme taşımıştır. Her ne kadar NATO tarihinde bu tür tartışmalar yeni olmasa da bugün bu tartışmaların ölçeği ve çeşitliliği çok daha karmaşıktır. Dolayısıyla, bu dönemde ortak savunma anlayışının tahkim edilmesi ve genişletilmiş caydırıcılık stratejisinin korunması her zamankinden daha hayati hale gelmiştir. Bu bağlamda, 7-8 Temmuz 2026’da Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenlenecek Ankara Zirvesi, yalnızca coğrafi bir ev sahipliğinin ötesinde, NATO’nun geleceğini şekillendirecek bir eşik niteliği taşımaktadır. Türkiye’ye düşen sorumluluk da bu nedenle son derece büyüktür. Türkiye, 70 yılı aşkın süredir İttifak’ın operasyon ve misyonlarına en fazla katkı sunan ülkelerden biri olmuştur. Ukrayna-Rusya Savaşı ve İran’a başlatılan saldırı gibi gelişmeler, Türkiye’nin jeopolitik konumunun ve stratejik kapasitesinin ne denli hayati olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur" dedi.
RÜYA ÇAKIR