
TARIM ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Türkiye'de 25 havzada önemli yer üstü su kaynaklarının envanter haline getirildiği Türkiye Su Atlası'nın önemli bir başvuru kaynağı olacağını söyledi.
Bakan Yumaklı, bakanlıkta gerçekleştirilen ‘Kentler Susamadan: Suyun Geleceği İçin Kurakçıl Peyzaj ve Türkiye Su Atlası Programı’na katıldı. Yumaklı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Temiz su kaynaklarına erişim, bir beka meselesidir’ sözlerini hatırlatarak, “Biz de bu anlayışla, kriz yönetimi yerine risk yönetmeyi önceleyen, bilimsel verilere dayalı politika ve uygulamaları hayata geçiriyoruz. Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi'nin öncülüğünde bütün dünyada çok önemli bir kabul gören sıfır atığın en önemli bileşenlerinden ve unsurlarından birisi de su verimliliği seferberliği oldu. Geçtiğimiz cuma, cumartesi, pazar günlerinde İstanbul'da Sıfır Atık Vakfı'nın önderliğinde, öncülüğünde ilgili bakanlıklarımızın, sivil toplum kuruluşlarımızın, belediyelerimizin, üniversitelerimizin ve toplumumuzun çok farklı katmanlarının katılmış olduğu forumun bütün dünyaya verdiği mesaj da budur. Suyumuzun her damlasına sahip çıkmak zorundayız. Bunun dışında önümüzdeki 10 yılı planlayan, gelecek 50 yıla da ışık tutan ulusal su planımızda yayınladık. Su kaynaklarımızın korunmasını, suya göre üretim planlamasının gerçekleştirilmesini, sektörler arasındaki uyumun sağlanmasını ve dijital dönüşümün yaygınlaştırılmasını hedefliyoruz. Suya göre tarım konusu, sadece suyu değil, bütün üretim kaynaklarını bir bütün olarak planlamanın da bizlere ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Yapay zeka destekli teknolojilerden dijital izleme sistemlerine kadar birçok yeniliği de su yönetiminin hizmetine sunuyoruz. Özellikle havza bazında yönetim planlarının hazırlanması, taşkın ve kuraklık erken uyarı sistemlerinin hayata geçirilmesi ve bu anlamda son derece önemli" dedi.
‘ÖNEMLİ BİR BAŞVURU KAYNAĞI OLACAKTIR’
Yumaklı, sadece suyun verimli kullanımı için tek bir sektörün, tek bir toplum katmanının bu sorumluluğu üstlenmesinin yetmeyeceğini vurgulayarak, Su Yönetimi Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan Türkiye Su Atlası'nı paylaştı. Yumaklı, "Bu atlasın sadece teknik bir çalışma olmadığının altını çizmek istiyorum. Bu eser ülkemizin su hafızasını kayıt altına alan geçmişle geleceğin arasında bir köprü kuran çalışmadır. Hafızalarımıza düştüğümüz bir kayıttır. Türkiye’nin 25 havzasında yer alan yerüstü su kaynaklarını görsel, kültürel, tarihi ve teknik boyutlarıyla ele alan atlasımız; su kaynaklarımızın yalnızca miktarını değil, taşıdığı medeniyet birikimini de ortaya koymaktadır. Bu eser, yaklaşık 25 bin kilometrelik alanda gerçekleştirilen çalışmalar, coğrafi tabanlı haritalar, İHA görüntüleri ve kapsamlı analizlerle desteklendi. Su Atlasımız, karar vericilerden akademiye, yerel yönetimlerden vatandaşlarımıza kadar, herkes için önemli bir başvuru kaynağı olacaktır. Türkiye Su Atlası, suyu yalnızca yöneten değil; onu tanıyan, kayıt altına alan ve geleceğe taşıyan bir anlayışın ürünüdür” diye konuştu.
‘KURAKÇIL PEYZAJ, BİTKİSİZ PEYZAJ DEĞİLDİR’
Kurakçıl peyzaj uygulamaları konusuna da değinen Yumaklı, “Kentleşmenin hızlandığı bu dönemde suyu, toprağı, havayı ve biyolojik çeşitliliği düşünmek zorundayız. Şehirlerimizin geleceği sadece daha fazla yapı üretmekle değil doğal kaynaklarımızı akılcı bir şekilde kullanmakla da şekillenecektir. Bugün yüksek su tüketimine dayanan geleneksel peyzaj anlayışının sürdürülebilir olmadığı hepimizin malumudur. Su kaynaklarının üzerindeki artan baskıyı hepimiz çok yakından hissediyoruz, görüyoruz, biliyoruz. Peyzaj uygulamalarını da bu anlamda küçümsemeden 'ne kadar bir tasarruf sağlayabilir ki' demeden uygulamanın son derece önemli olduğunu ifade etmek istiyorum. Bu yeni yaklaşım önemli; çünkü kuraklığa dayanıklı bitki türlerini merkeze alan, suyun verimli kullanımını esas alan ve ekosistem dengesini gözeten çağdaş bir planlama anlayışıdır. Kurakçıl peyzaj, bitkisiz peyzaj değildir. Tam tersine; doğayla uyumlu, yaşayan, nefes alan, yerel türleri öne çıkaran ve suyu verimli kullanan alanlar oluşturmayı hedefleyen bir yaklaşımdır. Estetikten ödün vermeden doğanın kurallarıyla uyum içinde yaşamayı esas alır. Hedefimiz; karbon tutulmasını artıran, kentsel ısı adası etkisini azaltan, yerel ve doğal türleri yaygınlaştıran, su döngüsünü destekleyen alanlar oluşturmaktır” ifadelerini kullandı.
RÜYA ÇAKIR